İsyan 15.Gününde (3. hafta başladı)
Bugün İsyanla Uluslarüstü Dayanışma ve Devlet Cinayetlerini Kınama Günü
AKA'nin 20 Aralik Dayanisma Eyleminde Yaptığı Basın Açıklaması Metni
Zürih'te Dayanışma Eylemi
20 Aralık-İstanbul'da Okunan Basın Açıklaması Metni
AKA'nın Yunanistan'la Dayanışma Etkinlikleri
800 okul ve 200 universite isgal altında. Devlet tiyatrosu prömiyeri iptal edildi.
Bu tarih bizim değil ama bu isyan bizim
Yunanistandan görseller
23 Aralık 2008 Salı
22 Aralık 2008 Pazartesi
Bu tarih bizim değil ama bu isyan bizim
Bu isyanın başladığı günden bu yana üniversitelerde, liselerde,
mahallelerde, sokaklarda yoldaşlarımız afişler, yazılamalar,
stickerlarla karşı kıyıdaki yoldaşlarımızın isyanını ve yüreklerimizde
taşıdığımız dünyanın an ve an gelişen süreçlerini aktardılar.
Aldığımız maillerde Yunanyada ki anarşistlerle dayanışmak için Yunan
kapitalizminin simgesi bazı bankaların tahrip edildiğini de öğrendik.
Hemen yanı başımızda yükselen anarşist ses yaşadığımız coğrafyada da
yankılanacaktı . Derin bir nefes almış, bizim yüzyılımızın asıl şimdi
başladığını hissediyorduk.
Atina Politeknik Meclisi'nin 12 Aralık'ta aldığı ve duyurduğu küresel
ölçekte direniş eylemleri yapma çağrısı üzerine hazırlıklara giriştik.
Bu hafta başında bazı gruplar çağrıdan haberdar olduklarını, çağrıya
destek olmak istediklerini ve yapılacak eylemde bizle birlikte
olabileceklerini aktardılar. Ankara Anarşi İnisiyatifi'nin eylem
kurgusuna destek veren Dtcf Toplumsal Cinsiyet Karşıtı Platform,
kendi ortak pankartlarını hazırladı.
Liseliler, tüm kız ve erkek kardeşleri için, Alexis için 'seken
kurşun'larla katledilmenin yansılandığı bir sokak oyunu hazırladı.
20 Aralık cumartesi günü Yunanistan Büyükelçiliği'nin önündeydik.
Eylem alanına giderken iki tane belediye otobüsünü doldurduk.
Otobüslerden birinin şoförü her durakta sivil polislerce uyarıldı,
tehdit edildi. Otobüs güzergâhını değiştirdi. Ama gidişimizin
engellenmesine, Büyükelçilik ve Çankaya Köşkü önlerinde alınan
polisiye önlemlerin en abartılısına dahi hazırdık. Devlet sabotajını
atlatmak için iki durak daha erken inerek daha uzun bir yürüyüş
başlattık. Tam da beklediğimiz gibi yürüyüşün sonunda elçiliğe
yaklaştığımızda kapitalizmin bekçilerinin de panzerler ve otobüslerle
yerlerini aldıklarını gördük. " BÜTÜN DEVLETLER KATİLDİR ΟΛA TA KATH
EINAI ΔΟΛΟΦΟΝΟΙ " yazılı pankartımız ve bayraklarımızla bir süre
diğer otobüsteki arkadaşlarımızın gelmesini bekledikten sonra
elçiliğin önüne doğru yürüyüşe geçtik. Polis sık sık anarşistlerin
"bir takım" hazırlıklar içerisinde olduklarını belirterek elçiliğe
doğru yürüyüşü engellemeye çalıştı. Elçiliğe yaklaşarak basın
açıklamamızı sloganlar eşliğinde okuduk. Atılan sloganlar;
" Alexis'in bedeni, İsyanın alevi; Uğur'un bedeni, İsyanın alevi;
Engin'in bedeni; İsyan'ın alevi; Dilek'in bedeni, İsyanın alevi "
" Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz "
" Atina'da Düşene Dövüşene Bin Selam "
" İsyan Devrim Anarşi "
" Devlet Yaparsa Katliam Yapar "
" Bütün Devletler Katildir "
" Atina İsyan; Selanik İsyan, Komotini İsyan, Patras İsyan,
Aleksandropoli İsyan, Girit İsyan, Kıbrıs İsyan, İstanbul İsyan,
Ankara İsyan; Her Yer İsyan, Her Yer Anarşi "
Basın açıklamasının ardından liseliler hazırladıkları sokak oyununu
sergilediler. "Bütün devletler katildir; İsyaaaaan diyerek
bitirdikleri oyunlarının ardından anarşistler " size binlerce yıllık
öfkeyi ve öldürdüğünüz bütün kardeşlerimizin kanlarını getirdik"
diyerek elçiliğe içi kırmızı boya dolu ampulleri fırlattılar. Bu arada
öldürülmüş kardeşlerimizin kanını temsil eden kırmızı boyadan polis de
nasibini aldı.
Sık sık gerginliği yükselttiğimiz eylemde kapitalizmin bekçileri
müdahale etmekten geri durdular. Eylemimiz basın açıklamasının
ardından Kızılay'a doğru yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle devam
etti. Çevik kuvvetin eşlik ettiği bu yürüyüş boyunca meraklı birçok
insanın sorularıyla karşılaştık. Elçiliğin önünden geldiğimizi ve
yaşamlarımızın devlete ve katillerine değil bize ait olduğunu, bu
yürüyüşü devletin öldürdüğü her insan için sürdürdüğümüzü, o gün
dünyanın her yerinde sokakların Yunanistan'da polis tarafından
öldürülen kardeşimiz Alexis için eylemler yapıldığını anlatınca
insanların da desteğini topladık.
Yüksel Caddesi'ne geldiğimizde, İnsan Hakları Anıtı önünde Yunanistan
Büyükelçiliği önünde yapılan eylemi ve etkinliği anlatarak kalan son
boyalı ampulü de buradaki çevik kuvvet polislerine fırlatarak eylemi
sonlandırdık.
Gün boyunca 70 kişi olan anarşistler 20 Aralık Küresel Direniş Günü'nü
dünyanın bütün sokaklarında olduğu gibi Ankara'dan da selamladılar.
Affetmek ya da unutmak mı?
Hiçbir zaman…
Yaşasın Devrim Yaşasın Anarşi
Ankara Anarşi İnisiyatifi
________________________________________
mahallelerde, sokaklarda yoldaşlarımız afişler, yazılamalar,
stickerlarla karşı kıyıdaki yoldaşlarımızın isyanını ve yüreklerimizde
taşıdığımız dünyanın an ve an gelişen süreçlerini aktardılar.
Aldığımız maillerde Yunanyada ki anarşistlerle dayanışmak için Yunan
kapitalizminin simgesi bazı bankaların tahrip edildiğini de öğrendik.
Hemen yanı başımızda yükselen anarşist ses yaşadığımız coğrafyada da
yankılanacaktı . Derin bir nefes almış, bizim yüzyılımızın asıl şimdi
başladığını hissediyorduk.
Atina Politeknik Meclisi'nin 12 Aralık'ta aldığı ve duyurduğu küresel
ölçekte direniş eylemleri yapma çağrısı üzerine hazırlıklara giriştik.
Bu hafta başında bazı gruplar çağrıdan haberdar olduklarını, çağrıya
destek olmak istediklerini ve yapılacak eylemde bizle birlikte
olabileceklerini aktardılar. Ankara Anarşi İnisiyatifi'nin eylem
kurgusuna destek veren Dtcf Toplumsal Cinsiyet Karşıtı Platform,
Liseliler, tüm kız ve erkek kardeşleri için, Alexis için 'seken
kurşun'larla katledilmenin yansılandığı bir sokak oyunu hazırladı.
20 Aralık cumartesi günü Yunanistan Büyükelçiliği'nin önündeydik.
Eylem alanına giderken iki tane belediye otobüsünü doldurduk.
Otobüslerden birinin şoförü her durakta sivil polislerce uyarıldı,
tehdit edildi. Otobüs güzergâhını değiştirdi. Ama gidişimizin
engellenmesine, Büyükelçilik ve Çankaya Köşkü önlerinde alınan
polisiye önlemlerin en abartılısına dahi hazırdık. Devlet sabotajını
atlatmak için iki durak daha erken inerek daha uzun bir yürüyüş
başlattık. Tam da beklediğimiz gibi yürüyüşün sonunda elçiliğe
yaklaştığımızda kapitalizmin bekçilerinin de panzerler ve otobüslerle
yerlerini aldıklarını gördük. " BÜTÜN DEVLETLER KATİLDİR ΟΛA TA KATH
EINAI ΔΟΛΟΦΟΝΟΙ " yazılı pankartımız ve bayraklarımızla bir süre
diğer otobüsteki arkadaşlarımızın gelmesini bekledikten sonra
elçiliğin önüne doğru yürüyüşe geçtik. Polis sık sık anarşistlerin
"bir takım" hazırlıklar içerisinde olduklarını belirterek elçiliğe
doğru yürüyüşü engellemeye çalıştı. Elçiliğe yaklaşarak basın
açıklamamızı sloganlar eşliğinde okuduk. Atılan sloganlar;
" Alexis'in bedeni, İsyanın alevi; Uğur'un bedeni, İsyanın alevi;
Engin'in bedeni; İsyan'ın alevi; Dilek'in bedeni, İsyanın alevi "
" Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz "
" Atina'da Düşene Dövüşene Bin Selam "
" İsyan Devrim Anarşi "
" Devlet Yaparsa Katliam Yapar "
" Bütün Devletler Katildir "
" Atina İsyan; Selanik İsyan, Komotini İsyan, Patras İsyan,
Aleksandropoli İsyan, Girit İsyan, Kıbrıs İsyan, İstanbul İsyan,
Ankara İsyan; Her Yer İsyan, Her Yer Anarşi "
Basın açıklamasının ardından liseliler hazırladıkları sokak oyununu
sergilediler. "Bütün devletler katildir; İsyaaaaan diyerek
bitirdikleri oyunlarının ardından anarşistler " size binlerce yıllık
öfkeyi ve öldürdüğünüz bütün kardeşlerimizin kanlarını getirdik"
diyerek elçiliğe içi kırmızı boya dolu ampulleri fırlattılar. Bu arada
öldürülmüş kardeşlerimizin kanını temsil eden kırmızı boyadan polis de
nasibini aldı.
Sık sık gerginliği yükselttiğimiz eylemde kapitalizmin bekçileri
müdahale etmekten geri durdular. Eylemimiz basın açıklamasının
ardından Kızılay'a doğru yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle devam
etti. Çevik kuvvetin eşlik ettiği bu yürüyüş boyunca meraklı birçok
insanın sorularıyla karşılaştık. Elçiliğin önünden geldiğimizi ve
yaşamlarımızın devlete ve katillerine değil bize ait olduğunu, bu
yürüyüşü devletin öldürdüğü her insan için sürdürdüğümüzü, o gün
dünyanın her yerinde sokakların Yunanistan'da polis tarafından
öldürülen kardeşimiz Alexis için eylemler yapıldığını anlatınca
insanların da desteğini topladık.
Yüksel Caddesi'ne geldiğimizde, İnsan Hakları Anıtı önünde Yunanistan
Büyükelçiliği önünde yapılan eylemi ve etkinliği anlatarak kalan son
boyalı ampulü de buradaki çevik kuvvet polislerine fırlatarak eylemi
sonlandırdık.
Gün boyunca 70 kişi olan anarşistler 20 Aralık Küresel Direniş Günü'nü
dünyanın bütün sokaklarında olduğu gibi Ankara'dan da selamladılar.
Affetmek ya da unutmak mı?
Hiçbir zaman…
Yaşasın Devrim Yaşasın Anarşi
Ankara Anarşi İnisiyatifi
________________________________________
Politeknik'te Sakin Gece
Politeknik'te sakin gece, bugün dayanışma konseri var
Pazartesi, 22 Aralık 2008
#33Güncelleme, 23.59 Politeknik gayet sakin - Buranın olabileceği kadar sakin. Görünürde hiç polis yok. Hoparlörlerde bangır bangır "Guns of Bringston" çalıyor
09:19: Politeknik'te gece sakindi. Anaakım medyanın bildirdiğine göre,
kampüsteki akademik himaye askıya alındı bile - ki bu, baskın yapma
kararının artık tümüyle polise kaldığı anlamına geliyor. Polis ve
ordunun üniversite topraklarına girmesini engelleyen yasa son
zamanlara kadar, sadece üniversite senatosunun açık bir kararıyla
askıya alınabiliyordu. Ancak yapılan bir kanun değişikliğiyle,
üniversite topraklarında ağır bir suç gerçekleşmesi durumunda, bir
başsavcı da 48 saat içerisinde [akademik himeyenin] askıya alınması
emrini verebiliyor. Polisle son çatışmaların Cumartesi gecesi
gerçekleştiği (ki üzerlerine molotof atılmıştı: ağır bir suç)
düşünüldüğünde, karar verirlerse bu akşama kadar üniversiteye baskın
yapma girişiminde bulunabilirler.
İşgal meclisince alınan karar siyasi anlamda bütünüyle doğru; buradaki
kritik nokta, polisin değil binayı işgal eden insanların ne zaman
ayrılacaklarına karar vermesi.
Bu arada, işgal altındaki GSEE (sendika) binası, işgal meclisince
alınan bir karar sonrasında dün GSEE'ye geri verildi.
Daha fazlası az sonra.
Kaynak: http://www.occupiedlondon.org/blog/
Çeviri: Ainfos Türkçe
Pazartesi, 22 Aralık 2008
#33Güncelleme, 23.59 Politeknik gayet sakin - Buranın olabileceği kadar sakin. Görünürde hiç polis yok. Hoparlörlerde bangır bangır "Guns of Bringston" çalıyor
09:19: Politeknik'te gece sakindi. Anaakım medyanın bildirdiğine göre,
kampüsteki akademik himaye askıya alındı bile - ki bu, baskın yapma
kararının artık tümüyle polise kaldığı anlamına geliyor. Polis ve
ordunun üniversite topraklarına girmesini engelleyen yasa son
zamanlara kadar, sadece üniversite senatosunun açık bir kararıyla
askıya alınabiliyordu. Ancak yapılan bir kanun değişikliğiyle,
üniversite topraklarında ağır bir suç gerçekleşmesi durumunda, bir
başsavcı da 48 saat içerisinde [akademik himeyenin] askıya alınması
emrini verebiliyor. Polisle son çatışmaların Cumartesi gecesi
gerçekleştiği (ki üzerlerine molotof atılmıştı: ağır bir suç)
düşünüldüğünde, karar verirlerse bu akşama kadar üniversiteye baskın
yapma girişiminde bulunabilirler.
İşgal meclisince alınan karar siyasi anlamda bütünüyle doğru; buradaki
kritik nokta, polisin değil binayı işgal eden insanların ne zaman
ayrılacaklarına karar vermesi.
Bu arada, işgal altındaki GSEE (sendika) binası, işgal meclisince
alınan bir karar sonrasında dün GSEE'ye geri verildi.
Daha fazlası az sonra.
Kaynak: http://www.occupiedlondon.org/blog/
Çeviri: Ainfos Türkçe
21 Aralık 2008 Pazar
AKA'nın Yunanistan'la Dayanışma Etkinlikleri
Yunanistan'daki isyandan gelen küresel dayanışma çağrısına tüm dünyada
olduğu gibi Ankara'da da destek verildi. Anarşi Kolektifi Ankara
sadece bir hareketlilik ve heyecan yaratan bir olaydan çok daha derin
okunması gereken bu isyanı, yüzyılın ilk isyanını sokaktaki insanlarla
konuşmak, ticari medyada çıkan haberlerin taraflılığından sıkılanlara
ilk elden haberler vermek için Yüksel Caddesi'nde saat 12 ile 15
arasında masa açtı. Masada isyandan.blogspot.org'da yer alan
haberlerden derlemelerin yanı sıra AKA tarafından hazırlanan 3 farklı
sticker yer aldı. Stickerlara özellikle gençlerin ilgisi büyüktü.
Bunun dışında saat 15'te yine Yüksel Caddesi'nde gerçekleşen basın
açıklamasının duyurusu dağıtılan bildirilerle yapıldı.
Saat 15'te ise yaklaşık 20 kişinin katılımıyla siyah bayraklar ve
dövizler eşliğinde bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada
Yunanistan'da başlayan isyanın getirdiği perspektifle Türkiye'ye
bakılması gerektiği belirtildi. Alexis'in polis tarafından
öldürülmesinin münferit bir olay olmadığı ifade edildikten sonra
"İktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun
şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep
cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda
"ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar,
yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem
karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar..."
denildi.
Açıklamada Türkiye'den güncel polis şiddeti örneklerinden bazılarına,
zaman geçse de unutulamayacak 19 Aralık operasyonuna ve anarşistlerin,
anti-otoriterlerin Türkiye'deki etkin mücadele alanlarından birisi
olan vicdani ret ile devlet/ordu/polis şiddeti arasındaki bağa da
değinildi.
Açıklamadan sonra "Bütün devletler katildir." , "İsyan, devrim,
anarşi", "Her yer isyan her yer anarşi" sloganları atıldı ve grup
dağıldı.
Okunan basın açıklaması metni :
Bugün buraya Yunanistan'da 6 aralık gecesi kendini bilmez bir polis
memurunun soğukkanlı bir biçimde öldürdüğü Alexis'i anmak ve 14.
gününe girmiş bulunan isyana destek olmak için geldik. Türkiye'nin
çeşitli yerlerinde olduğu gibi tüm dünyada da bugün Yunanistan'da
başlayan isyanla dayanışmak için anarşistler, anti-otoriterler ve
isyanın heyecan verdiği herkes sokaklarda. Devletlerin var olduğu her
yerde önemsiz sayılıp örselenenlerin de var olduğunu unutmadan
Türkiye'ye, yaşadığımız ülkeye ayrıca odaklanmamız gerekiyor.
Çünkü yaşadıklarımız karşısında Yunanistan kadar hızlı, doğrudan ve ne
söylediğini bilen bir şekilde tepki veremiyor oluşumuzdan
yararlananlar, kendilerine "besin" sağlayanlar var. Alexis
Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen tek insan değildi. Dünyanın
her yerinde iktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet,
polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla
yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin
hedefleri toplumda "ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda
yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler,
sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu
olmayanlar...
Ülkemizde polis üniforması öyle yüce bir semboldür ki üniformalı biri
gelip gözümüzün önünde bir kadını saçından sürükleye sürükleye alıp
götürse "Ne oluyor?" bile demeyiz. Polis üniformasını giyen kişi öyle
"üstün" bir varlığa dönüşüverir ki arkasından seslendiği üniformasız
kişi duruvermezse çıkarır belinden tabancasını, çekiverir tetiği.
Polis üniformasını giyen kişi nasıl giyinip nasıl yaşanacağını, nasıl
konuşup nasıl sevişileceğini, kimin yaşama hakkına sahip olduğunu
belirleme hakkını kendinde bulur, sırf kendi yaptığı bu belirlemeye
uymuyorlar diye yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli parayı
kazanmaya çalışan travesti ve transseksüellere nefretle saldırır.
Anayasasında "hukukun üstünlüğü ilkesini" benimsemiş olan devletin
hukuku da "genel ahlak" kisvesi altında polisini korur. Korur tabii
ya, polis olmasa cezaevinde tecrit ettiği insanlardan bile ödü
patlayan devlet huzura nasıl kavuşacak? Kankisi polis girer cezaevine
dağıtır, yıkar, öldürür, yakar; yeter ki devletçiği rahat uyusun
uykusunu.
Yunanistan'da bugün sokaklara dökülenlerin bir ayağı askeri darbe
karşıtı hareketlerdedir. Yunanistan askeri diktatörlük altında olduğu
için O ülkedeki darbe karşıtı hareket bugün doğrudan eylem
pratikleriyle sokaklara yaşam verenlerin içindedir. Bizde ise ordu
darbelerden güçlenerek çıkmışken, sosyal ve siyasi hareketler
cılızlaşıp hantallaştılar. Burada devletin zor araçlarını kullanarak
çok başarılı bir biçimde yürüttüğü sindirme politikalarının hakkını da
teslim etmek gerekir. O günden bugüne de toparlanamadık. Ordu devletle
ve daha tehlikelisi toplumla eşdeğer hale gelmeye başlarken bu
terazinin ayarını bozmaya yönelik en önemli girişim olan vicdani ret,
yine hukukun "üstat" ordunun yardımına yetişmesiyle 318 numaralı bir
kanun maddesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Vicdani retçiler
"öteki"ler arasına sokulurken vicdani ret hareketinin de
toplumsallaşma ve devletin baskı mekanizmalarının tümünü reddedişe
evrilme çabaları sekteye uğruyor.
Bu karamsar tablo bugüne kadar bizi harekete geçmekten alıkoymuş
olabilir. Ancak Yunanistan'lı kardeşlerimiz sokaklara getirdikleri
yaşamla bize de umut verdiler. Daha insancıl bir gelecek için sosyal
dönüşümün, tabi ki politik ve ekonomik sonuçlarıyla da beraber hala
anlamlı ve mümkün olduğuna işaret ettiler. Belki de daha da önemlisi
bunun sadece bir ihtimalden ibaret olmadığını, tam da şu an hemen
yanımızda gerçekleşen şey olduğunu gösterdiler. İnsanları öldürenin
her zaman otorite, güçsüzleri öldüreninse her zaman güçlüler olduğunu
unutmayalım. Türkiye'nin sokakları, caddeleri, vitrinleri de yaşama
kavuşmayı bekliyor. Başlangıç noktasını gösteren Yunanistan'lı
kardeşlerimizin ardına düşelim! Haydi!
Anarşi Kolektifi Ankara
[ ankanarsi@gmail.com ]
Metne ve fotoğraflara isyandan.blogspot.com'dan ulaşılabilir.
olduğu gibi Ankara'da da destek verildi. Anarşi Kolektifi Ankara
sadece bir hareketlilik ve heyecan yaratan bir olaydan çok daha derin
okunması gereken bu isyanı, yüzyılın ilk isyanını sokaktaki insanlarla
konuşmak, ticari medyada çıkan haberlerin taraflılığından sıkılanlara
ilk elden haberler vermek için Yüksel Caddesi'nde saat 12 ile 15
arasında masa açtı. Masada isyandan.blogspot.org'da yer alan
haberlerden derlemelerin yanı sıra AKA tarafından hazırlanan 3 farklı
sticker yer aldı. Stickerlara özellikle gençlerin ilgisi büyüktü.
Bunun dışında saat 15'te yine Yüksel Caddesi'nde gerçekleşen basın
açıklamasının duyurusu dağıtılan bildirilerle yapıldı.
Saat 15'te ise yaklaşık 20 kişinin katılımıyla siyah bayraklar ve
dövizler eşliğinde bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada
Yunanistan'da başlayan isyanın getirdiği perspektifle Türkiye'ye
bakılması gerektiği belirtildi. Alexis'in polis tarafından
öldürülmesinin münferit bir olay olmadığı ifade edildikten sonra
"İktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun
şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep
cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda
"ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar,
yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem
karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar..."
denildi.
Açıklamada Türkiye'den güncel polis şiddeti örneklerinden bazılarına,
zaman geçse de unutulamayacak 19 Aralık operasyonuna ve anarşistlerin,
anti-otoriterlerin Türkiye'deki etkin mücadele alanlarından birisi
olan vicdani ret ile devlet/ordu/polis şiddeti arasındaki bağa da
değinildi.
Açıklamadan sonra "Bütün devletler katildir." , "İsyan, devrim,
anarşi", "Her yer isyan her yer anarşi" sloganları atıldı ve grup
dağıldı.
Okunan basın açıklaması metni :
Bugün buraya Yunanistan'da 6 aralık gecesi kendini bilmez bir polis
memurunun soğukkanlı bir biçimde öldürdüğü Alexis'i anmak ve 14.
gününe girmiş bulunan isyana destek olmak için geldik. Türkiye'nin
çeşitli yerlerinde olduğu gibi tüm dünyada da bugün Yunanistan'da
başlayan isyanla dayanışmak için anarşistler, anti-otoriterler ve
isyanın heyecan verdiği herkes sokaklarda. Devletlerin var olduğu her
yerde önemsiz sayılıp örselenenlerin de var olduğunu unutmadan
Türkiye'ye, yaşadığımız ülkeye ayrıca odaklanmamız gerekiyor.
Çünkü yaşadıklarımız karşısında Yunanistan kadar hızlı, doğrudan ve ne
söylediğini bilen bir şekilde tepki veremiyor oluşumuzdan
yararlananlar, kendilerine "besin" sağlayanlar var. Alexis
Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen tek insan değildi. Dünyanın
her yerinde iktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet,
polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla
yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin
hedefleri toplumda "ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda
yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler,
sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu
olmayanlar...
Ülkemizde polis üniforması öyle yüce bir semboldür ki üniformalı biri
gelip gözümüzün önünde bir kadını saçından sürükleye sürükleye alıp
götürse "Ne oluyor?" bile demeyiz. Polis üniformasını giyen kişi öyle
"üstün" bir varlığa dönüşüverir ki arkasından seslendiği üniformasız
kişi duruvermezse çıkarır belinden tabancasını, çekiverir tetiği.
Polis üniformasını giyen kişi nasıl giyinip nasıl yaşanacağını, nasıl
konuşup nasıl sevişileceğini, kimin yaşama hakkına sahip olduğunu
belirleme hakkını kendinde bulur, sırf kendi yaptığı bu belirlemeye
uymuyorlar diye yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli parayı
kazanmaya çalışan travesti ve transseksüellere nefretle saldırır.
Anayasasında "hukukun üstünlüğü ilkesini" benimsemiş olan devletin
hukuku da "genel ahlak" kisvesi altında polisini korur. Korur tabii
ya, polis olmasa cezaevinde tecrit ettiği insanlardan bile ödü
patlayan devlet huzura nasıl kavuşacak? Kankisi polis girer cezaevine
dağıtır, yıkar, öldürür, yakar; yeter ki devletçiği rahat uyusun
uykusunu.
Yunanistan'da bugün sokaklara dökülenlerin bir ayağı askeri darbe
karşıtı hareketlerdedir. Yunanistan askeri diktatörlük altında olduğu
için O ülkedeki darbe karşıtı hareket bugün doğrudan eylem
pratikleriyle sokaklara yaşam verenlerin içindedir. Bizde ise ordu
darbelerden güçlenerek çıkmışken, sosyal ve siyasi hareketler
cılızlaşıp hantallaştılar. Burada devletin zor araçlarını kullanarak
çok başarılı bir biçimde yürüttüğü sindirme politikalarının hakkını da
teslim etmek gerekir. O günden bugüne de toparlanamadık. Ordu devletle
ve daha tehlikelisi toplumla eşdeğer hale gelmeye başlarken bu
terazinin ayarını bozmaya yönelik en önemli girişim olan vicdani ret,
yine hukukun "üstat" ordunun yardımına yetişmesiyle 318 numaralı bir
kanun maddesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Vicdani retçiler
"öteki"ler arasına sokulurken vicdani ret hareketinin de
toplumsallaşma ve devletin baskı mekanizmalarının tümünü reddedişe
evrilme çabaları sekteye uğruyor.
Bu karamsar tablo bugüne kadar bizi harekete geçmekten alıkoymuş
olabilir. Ancak Yunanistan'lı kardeşlerimiz sokaklara getirdikleri
yaşamla bize de umut verdiler. Daha insancıl bir gelecek için sosyal
dönüşümün, tabi ki politik ve ekonomik sonuçlarıyla da beraber hala
anlamlı ve mümkün olduğuna işaret ettiler. Belki de daha da önemlisi
bunun sadece bir ihtimalden ibaret olmadığını, tam da şu an hemen
yanımızda gerçekleşen şey olduğunu gösterdiler. İnsanları öldürenin
her zaman otorite, güçsüzleri öldüreninse her zaman güçlüler olduğunu
unutmayalım. Türkiye'nin sokakları, caddeleri, vitrinleri de yaşama
kavuşmayı bekliyor. Başlangıç noktasını gösteren Yunanistan'lı
kardeşlerimizin ardına düşelim! Haydi!
Anarşi Kolektifi Ankara
[ ankanarsi@gmail.com ]
Metne ve fotoğraflara isyandan.blogspot.com'dan ulaşılabilir.
Meksika,Oaxaca: Yunanistan ve Alex ile Dayanışma Yürüyüşü
Oaxaca, Meksika (18.12.2008) - Anarko-punk gençler Yunanistan
ayaklanmasına katılan tüm yoldaşlarla dayanışmak amacıyla bir yürüyüş
gerçekleştirdiler. Yedi Bölgeler Çeşmesinden yola çıkan Dignidad
Rebelde Kolektifleri, Brigada Indigenas/94 ve Brenalokos meydana kadar
yürüdüler. Yol boyunca PRI partisinin kadın merkez bürosunun önünden
geçerken destek mesajlarını yazılamalarla gönderdiler. Daha sonra,
yürüyüş sırasında Federal Mahkemeler'den ve Dış İlişkiler Bürosunun
önünden geçerken de yazılamalar yapıldı. Yürüyüş Zocalo'daki meydanda
toplanan bir eylemle bitirildi.
Fotolar: http://www.indymedia.org.uk/en/2008/12/415688.html
Kaynak: UK Indymedia
Türkçesi: http://www.internationala.org/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=330
ayaklanmasına katılan tüm yoldaşlarla dayanışmak amacıyla bir yürüyüş
gerçekleştirdiler. Yedi Bölgeler Çeşmesinden yola çıkan Dignidad
Rebelde Kolektifleri, Brigada Indigenas/94 ve Brenalokos meydana kadar
yürüdüler. Yol boyunca PRI partisinin kadın merkez bürosunun önünden
geçerken destek mesajlarını yazılamalarla gönderdiler. Daha sonra,
yürüyüş sırasında Federal Mahkemeler'den ve Dış İlişkiler Bürosunun
önünden geçerken de yazılamalar yapıldı. Yürüyüş Zocalo'daki meydanda
toplanan bir eylemle bitirildi.
Fotolar: http://www.indymedia.org.uk/en/2008/12/415688.html
Kaynak: UK Indymedia
Türkçesi: http://www.internationala.org/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=330
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




