Uluslarüstü Dayanışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uluslarüstü Dayanışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Yunanistan' daki isyan ve tutuklularla tüm dünyada dayanışma
1 Mayıs, Napoli: Giannis Dimitrachis, Alfredo Bonnano, Christos Stratigoupoulos ile dayanışmak için dört ATM ' ye boya ve çekiç ile saldırıldı. " Özgürlüğün hayaleti her zaman dişlerinin arasında bir bıçak ile geri gelir."
28 Nisan, Prag: Yunanistan büyükelçiliği bahçesine molotof atılmasıyla yangın çıktı. Büyükelçilik girişine Dimitrakis ismi ve daire içinde "A" çizildi. Basın benzer bir kundaklama olayının Brezilya' daki Yunanistan konsolosluğunda gerçekleştiğinden bahsediyor.
27 Nisan, Londra: "Hellenic Center" işgal edildi. "Dmitrakis ve tüm anarşistlere özgürlük, Lambros Fountas' a saygı, Cezaevlerine yangın- Alfredo Bonanno ve Christos Stratigopoulos' a özgürlük!" yazılı iki banner asıldı.
27 Nisan, Buenos Aires: Yunanistan büyükelçiliği önünde toplanıldı. Beş yoldaş tutuklandı (bir tanesi polisler tarafından ciddi bir şekilde yaralandı) ve evleri arandı. Basın, büyükelçiliğe molotof atıldığından bahsediyor. " Kamu otoritesine saldırı, tecavüz ve atak, ideolojik gücün suistimali" suçlamalarıyla 29 Nisan' da hapsedildiler.
26 Nisan, Roma: San Paola' daki üç ATM şubesine boya ve asitle sabotaj düzenlendi ve " Dimitrakis' e özgürlük! " yazılamaları yapıldı. "Yunanistan Devletindeki tüm tutsak yoldaşlara özgürlük! Cezaevlerine ateş!"
25 Nisan, Barselona: Gracia bölgesinde Caixa Catalunya bankasının Atm şubesi ateşe verildi. "Bırakın dayanışma alevleri dağılsın, küllere dönüşene kadar!"
15 Nisan, Paris: Societe Generale bankasına boya ile saldırıldı, bankanın camı ve atm' si parçalandı. İnşaat halindeki emlak ajansına "-Bim!- Sermayeye savaş! Mülkiyete savaş!" yazılamaları yapıldı. Bu eylem ile "hakimiyet" e (domination) ve onun bütün formlarına karşı savaşan Yunanistan' daki ve başka yerlerdeki dostlarımıza dayanışmamızı gönderiyoruz!
30 Mart, Brüksel: Yunan kilisesi kırmızıya boyandı. "Devlet ve kilise öldürür ve hapseder!" yazıldı.
28 Mart, Paris: Yunan ortodoks kilisesinin kapıları ateşe verildi. BNP bankasının (bu banka en büyük yunan bankalarından biri olan Piraeus bankasına sahip) camları kırıldı ve ATM şubeleri hasara uğratıldı. Eylem sonrası bildirimiz: "Tüm devlet rehinleriyle ( ekmek hırsızından, bombacıya...) dayanışma! Sizlere yolunuzda iyi şanslar. Krizleri derinleştirelim, burada olduğu gibi her yerde!"
18 Mart, Brüksel: BNP bankası tamamı ile parçalandı. "Yunanistan gibi her yerde, sermaye ölebilir. Yunanistan devleti tarafından rehin alınan bütün anarşistlerle dayanışma!"
15 Mart, Brüksel: Dexia bankasınının camları kırıldı.
15 Mart, Brüksel: Yunan diplomatlarına ait iki araba yakıldı.
Çeviri: T.Y.
Türkçesi: http://www.internationala.org/index.php/isyan/anarsist-hareket/671-yunanistan-daki-isyan-ve-tutuklularla-tuem-duenyada-dayanma.html
Kaynak: Non-Fides.fr
28 Nisan, Prag: Yunanistan büyükelçiliği bahçesine molotof atılmasıyla yangın çıktı. Büyükelçilik girişine Dimitrakis ismi ve daire içinde "A" çizildi. Basın benzer bir kundaklama olayının Brezilya' daki Yunanistan konsolosluğunda gerçekleştiğinden bahsediyor.
27 Nisan, Londra: "Hellenic Center" işgal edildi. "Dmitrakis ve tüm anarşistlere özgürlük, Lambros Fountas' a saygı, Cezaevlerine yangın- Alfredo Bonanno ve Christos Stratigopoulos' a özgürlük!" yazılı iki banner asıldı.
27 Nisan, Buenos Aires: Yunanistan büyükelçiliği önünde toplanıldı. Beş yoldaş tutuklandı (bir tanesi polisler tarafından ciddi bir şekilde yaralandı) ve evleri arandı. Basın, büyükelçiliğe molotof atıldığından bahsediyor. " Kamu otoritesine saldırı, tecavüz ve atak, ideolojik gücün suistimali" suçlamalarıyla 29 Nisan' da hapsedildiler.
26 Nisan, Roma: San Paola' daki üç ATM şubesine boya ve asitle sabotaj düzenlendi ve " Dimitrakis' e özgürlük! " yazılamaları yapıldı. "Yunanistan Devletindeki tüm tutsak yoldaşlara özgürlük! Cezaevlerine ateş!"
25 Nisan, Barselona: Gracia bölgesinde Caixa Catalunya bankasının Atm şubesi ateşe verildi. "Bırakın dayanışma alevleri dağılsın, küllere dönüşene kadar!"
15 Nisan, Paris: Societe Generale bankasına boya ile saldırıldı, bankanın camı ve atm' si parçalandı. İnşaat halindeki emlak ajansına "-Bim!- Sermayeye savaş! Mülkiyete savaş!" yazılamaları yapıldı. Bu eylem ile "hakimiyet" e (domination) ve onun bütün formlarına karşı savaşan Yunanistan' daki ve başka yerlerdeki dostlarımıza dayanışmamızı gönderiyoruz!
30 Mart, Brüksel: Yunan kilisesi kırmızıya boyandı. "Devlet ve kilise öldürür ve hapseder!" yazıldı.
28 Mart, Paris: Yunan ortodoks kilisesinin kapıları ateşe verildi. BNP bankasının (bu banka en büyük yunan bankalarından biri olan Piraeus bankasına sahip) camları kırıldı ve ATM şubeleri hasara uğratıldı. Eylem sonrası bildirimiz: "Tüm devlet rehinleriyle ( ekmek hırsızından, bombacıya...) dayanışma! Sizlere yolunuzda iyi şanslar. Krizleri derinleştirelim, burada olduğu gibi her yerde!"
18 Mart, Brüksel: BNP bankası tamamı ile parçalandı. "Yunanistan gibi her yerde, sermaye ölebilir. Yunanistan devleti tarafından rehin alınan bütün anarşistlerle dayanışma!"
15 Mart, Brüksel: Dexia bankasınının camları kırıldı.
15 Mart, Brüksel: Yunan diplomatlarına ait iki araba yakıldı.
Çeviri: T.Y.
Türkçesi: http://www.internationala.org/index.php/isyan/anarsist-hareket/671-yunanistan-daki-isyan-ve-tutuklularla-tuem-duenyada-dayanma.html
Kaynak: Non-Fides.fr
İsveç'ten Dayanışma Eylemi
Hollanda'da Dayanışma Eylemi
6 Mayıs 2010 Perşembe
Yunanistan'daki işçilerle Enternasyonel Dayanışma Çağrısı
Yunanistan'daki krize dair açıklama
Yunanistan, hepimizi beklemekte olan sosyal parçalanmanın test edildiği
yer. Bu politikalar bütün kurumsal partiler, tüm hükümet ve küresel
kapitalizmin bütün kurumları tarafından kanunlarla düzenlenmekte. Bu
barbarca kapitalizmi durdurmanın yalnızca bir yolu var, kitlesel
doğrudan eylemleri, grev ve gösterileri bütün Avrupa'ya yaymak.
YUNANİSTAN'DAKİ İŞÇİLERLE DAYANIŞMA!
Yunanistan işçi sınıfı öfkeli, ve iyi bir nedenleri var, Yunanistan
Devleti'nin iflasının sorumluluğu işçilerin omuzlarına yüklenmekte. Biz,
farklı olarak uluslararası finans kurumlarının ve Avrupa Birliği'nin
sorumlu olduğunu söylüyoruz. Finansal kurumlar Dünya'yı batırdı, özellikle
Yunanistan'ı, ekonomik ve tarihsel boyutları olan sosyal krize itti,
ülkeleri borçlandırdı ve şimdi yine aynı kurumlar Devletler'in aldıkları
riskleriyle, borçlarını geri ödeyememesinden şikayet ediyorlar. Biz bu iki
yüzlülüğü ilan ediyoruz, Eğer Yunanistan -ve tüm diğer ülkeler- borçlarını
ödeyebilecekse bile, ödememeliler: bu krizden kaynaklanan zararları
ödeyecek olanlar, bu krizin yaratıcılarının sorumluluğudur, -finansal
kurumların-. Yunanistan'daki işçiler, ülkelerinin borçlarını ödemeyi
reddetme hakkına sahiptir. Onların krizi için ödemeyi reddediyoruz!
............
Alternatif Özgürlük (Fransa)
İşçilerin Dayanışma Hareketi (İrlanda)
Özgürlükçü Sosyalist Birliği (İsviçre)
Zabalaza Anarşist Komünist Cephesi (Güney Afrika)
Çeviri: Emre Özkapı
kaynak: http://athens. indymedia. org/front. php3?lang= el&article_ id=1164965
Yunanistan, hepimizi beklemekte olan sosyal parçalanmanın test edildiği
yer. Bu politikalar bütün kurumsal partiler, tüm hükümet ve küresel
kapitalizmin bütün kurumları tarafından kanunlarla düzenlenmekte. Bu
barbarca kapitalizmi durdurmanın yalnızca bir yolu var, kitlesel
doğrudan eylemleri, grev ve gösterileri bütün Avrupa'ya yaymak.
YUNANİSTAN'DAKİ İŞÇİLERLE DAYANIŞMA!
Yunanistan işçi sınıfı öfkeli, ve iyi bir nedenleri var, Yunanistan
Devleti'nin iflasının sorumluluğu işçilerin omuzlarına yüklenmekte. Biz,
farklı olarak uluslararası finans kurumlarının ve Avrupa Birliği'nin
sorumlu olduğunu söylüyoruz. Finansal kurumlar Dünya'yı batırdı, özellikle
Yunanistan'ı, ekonomik ve tarihsel boyutları olan sosyal krize itti,
ülkeleri borçlandırdı ve şimdi yine aynı kurumlar Devletler'in aldıkları
riskleriyle, borçlarını geri ödeyememesinden şikayet ediyorlar. Biz bu iki
yüzlülüğü ilan ediyoruz, Eğer Yunanistan -ve tüm diğer ülkeler- borçlarını
ödeyebilecekse bile, ödememeliler: bu krizden kaynaklanan zararları
ödeyecek olanlar, bu krizin yaratıcılarının sorumluluğudur, -finansal
kurumların-. Yunanistan'daki işçiler, ülkelerinin borçlarını ödemeyi
reddetme hakkına sahiptir. Onların krizi için ödemeyi reddediyoruz!
............
Alternatif Özgürlük (Fransa)
İşçilerin Dayanışma Hareketi (İrlanda)
Özgürlükçü Sosyalist Birliği (İsviçre)
Zabalaza Anarşist Komünist Cephesi (Güney Afrika)
Çeviri: Emre Özkapı
kaynak: http://athens. indymedia. org/front. php3?lang= el&article_ id=1164965
14 Aralık 2009 Pazartesi
İsviçre: Alexandros Grigoropoulos ve tum oldurulenler icin miting yapildi
Polisin oldurdugu Alexandros Grigoropoulos ve tum oldurulenler icin
miting yapildi
Uzun zamandir isvicreli anarsist gruplarin , veganlarin ,
otonomlarin, isgalevlerin, Anarsisendikalistlerin ve dayanismaci
olarak Sol gruplarinda icinde yer aldigi birlik (SUREKLI ISYAN
BIRLIGI) eylemliklerine ve calismalarina basladi. Gruplarin
yeraldigi ortak bir anarsist dergi calismasina baslandi.
22.11 09 Stgallen sehrindeki Anti rasist miting- 28.11 de
Cenevredeki Anti WTO- 06.12.09 Bern deki fisleme ve kameralara karsi
eylemlik- 06.12.09 Arau sehrindeki 2 tutuklu anarsist arkadasimiz icin
dayanisma eylemligi-Bu gunde 07.12.09 Surekli isyan Birligi Polisin
oldurdukleri ve tutsaklar icin eylemliklerini Zurihte surdurdu.
Zurih sehrinde Surekli isyan Birligi yunanistanda Alexandros
Grigoropoulos?un polis taraf?ndan katledili?inin 1 yillinda anarsist
yoldasimiz icin izinsiz korsan eylemi yapildi. Saat 14 de sehrin
merkezi meydaninda toplanan birlik pankartiyla, bayraklariyla
yuruyuse gecti. Halkin merakli bakislar arasinda bildiriler
dagitilarak sehrin merkezi caddesinde yuruyus devametti.
Gostericilerin halkla konusarak polisin insanlari oldurdugunu, polis
siddetini, tutuklu insanlari ve polisin baskisinin durdurulmasi
gerektigini anlatilar. 40 dk suren korsan miting de polis olayi gec
faketti. Mitingde hedeflenen ( Zurih polis merkezine yakin bir bir
meydan ) yere kadar yuruyus basariyla yapildi. Bitis meydaninda
Sonkez yine megafonla konusulduktan sonra gostericiler dagildi.
Polisler otolarindan indiginde gostericiler dagilmisti.
Surekli isyan Birligi
miting yapildi
Uzun zamandir isvicreli anarsist gruplarin , veganlarin ,
otonomlarin, isgalevlerin, Anarsisendikalistlerin ve dayanismaci
olarak Sol gruplarinda icinde yer aldigi birlik (SUREKLI ISYAN
BIRLIGI) eylemliklerine ve calismalarina basladi. Gruplarin
yeraldigi ortak bir anarsist dergi calismasina baslandi.
22.11 09 Stgallen sehrindeki Anti rasist miting- 28.11 de
Cenevredeki Anti WTO- 06.12.09 Bern deki fisleme ve kameralara karsi
eylemlik- 06.12.09 Arau sehrindeki 2 tutuklu anarsist arkadasimiz icin
dayanisma eylemligi-Bu gunde 07.12.09 Surekli isyan Birligi Polisin
oldurdukleri ve tutsaklar icin eylemliklerini Zurihte surdurdu.
Zurih sehrinde Surekli isyan Birligi yunanistanda Alexandros
Grigoropoulos?un polis taraf?ndan katledili?inin 1 yillinda anarsist
yoldasimiz icin izinsiz korsan eylemi yapildi. Saat 14 de sehrin
merkezi meydaninda toplanan birlik pankartiyla, bayraklariyla
yuruyuse gecti. Halkin merakli bakislar arasinda bildiriler
dagitilarak sehrin merkezi caddesinde yuruyus devametti.
Gostericilerin halkla konusarak polisin insanlari oldurdugunu, polis
siddetini, tutuklu insanlari ve polisin baskisinin durdurulmasi
gerektigini anlatilar. 40 dk suren korsan miting de polis olayi gec
faketti. Mitingde hedeflenen ( Zurih polis merkezine yakin bir bir
meydan ) yere kadar yuruyus basariyla yapildi. Bitis meydaninda
Sonkez yine megafonla konusulduktan sonra gostericiler dagildi.
Polisler otolarindan indiginde gostericiler dagilmisti.
Surekli isyan Birligi
12 Ocak 2009 Pazartesi
Yunanistan'dan Gazze'yle dayanışma eylemi çağrısı

Yunanistan'da devrimciler Gazze’deki kardeşlerine yardım etmek için örgütleniyor.
Ana akım medya Yunanistan’daki özel Astakos limanına yanaşacak olan amerikan deniz kuvvetleri gemisinin İsrail’e götürülmek üzere 3000 ton silah ve cephane taşıdığı haberlerini veriyor. Yükleme tarihleri çok net olmasa da ocak ayının 15- 25 ve 31 inde bu yüklemelerin yapılacağı söyleniyor.
Dün (10-01) Filistin halk kurtuluş cephesi bir açıklama yaparak “Yunanistan hareketlerinin, Yunanistan halkının ve herkesin Astakos limanından İsrail’e yapılacak olan silah yüklemesini engellenmesi” çağrısında bulundu. Çağrının tam metni için: (read the full callout here).Bu çağrının bir gün ardından gruplar ve bireyler organize olmuşlardı bile ve Astakos limanının kapatılması için anti otoroter birlik (anti-authoritarian movement) uluslararası savaşkarşıtı birlik (anti-war internationalist movement) ve Astakos birliği olarak örgütlendiler ve 15 ocakta Astakos buluşması adında bir eylem çağrısında bulundular.
kaynak: http://www.occupiedlondon.org/blog/2009/01/12/39the-revolted-of-greece-organise-to-aid-our-brothers-and-sisters-in-gaza/
30 Aralık 2008 Salı
Yunanistandaki Anarşistlerle Dayanışmak İçin Uluslararası Elektronik Sivil İtaatsizlik
***LÜTFEN BUNU YAYIN! HERKESE İHTİYACIMIZ VAR!***
Yunanistandaki Anarşistlerle Dayanışmak İçin Uluslararası Elektronik Sivil İtaatsizlik
29 Aralık 2008 Pazartesi
Baskılara karşı hacker'lar, 31 aralık çarşamba - aralığın son günü- yunanistandaki anarşistlerle dayanışmak için uluslararası elektronik sivil itaatsizlik eylemi çağtısı yaptılar. Aralık, 15 yaşında bir anarşist olan Alexandros Grigoropoulos'un polis tarafından soğuk kanlılıkla öldürüldüğü ay.Aralık ayrıca mücadele verenler tarafından da sonsuza kadar hatırlanacak bir ay. Ölümünden dakikalar sonra binlerce yunanistanlı sokakları ele geçirdiler, dünyadaki binlerde öyle yaptılar. Liberal gruplar bile hükümetin geri çekilmesini talep ettiler. Sokaklar insanlar tarafından geri alındı, karakollar yakıldı, bankalar yıkık bomboş kutulara döndüler. Bütün bu zaman boyunca Yunanistan hükümeti, silahıyla, gaz bombasıyla ve medyasıyla insanlarla savaşıyor ve onları durdurmaya çalışıyorudu. Şimdi bizim onları durudurmamızın zamanı
Doğrudan Yunanistan Emniyeti'nin ve Başbakanlığı'nın resmi sayfalarına saldıracağız. Onlar doğrudan bu işten doğrudan sorumlular ve doğrudan karşılık verilecekler. Onların, sokaklarda olanlar ile ilgili yalanlarını, medyaya ulaştırmalarına daha fazla izin vermeyeceğiz. İster linkteki dosyayı şimdi yükleyin isterseniz yarın. Biz sitemizin kapatılması ihtimaline karşılık şimdi indirmenizi öneriyoruz.
İhtiyacınız olan dosyayı aşağıdaki mirrorlardan birinden indirebilirsiniz. Zaman geldiğinizde onu internet tarayıcınızla açın (örnek; Firefox, Safari, Internet Explorer)ve böylece onları durdurmamıza yardımcı olun. Baskı kuran ve bundan kar sağlayan kurumlara karşı yapılan bu eylem, gelecek bir kaç hafta için başka eylemlerle devam edecek bir serinin ilk parçası.
http://FileHost.JustFreeSpace.Com/601test.html
http://www.filefactory.com/file/a0081df/n/test_html
http://w19.easy-share.com/1903035989.html
http://www.usaupload.net/d/emm2u0uz3j1
http://freefilehosting.net/download/43d0h
http://rapidshare.de/files/41232831/test.html
TSitemizi görmek ve ECDing yapmaya başlamak için veya programı indirmek için:
http://www.stormpages.com/greeksolidarity/test.html
İsterseniz basitçe, www.primeminister.gr ve/veya www.astynomia.gr adreslerini açıp onları tazeleyebilirsiniz. Firefox'ta bunu yapan pek çok eklenti var. Araçlara ve oradan eklentilere girin ve arayın. Bu eklenti gelecek eylemlerde de işe yarayacak. (ör: www.primeminister.gr and www.astynomia.gr )
Binlerce Direniş Aralıklarına
çev:isyandan
Yunanistandaki Anarşistlerle Dayanışmak İçin Uluslararası Elektronik Sivil İtaatsizlik
29 Aralık 2008 Pazartesi
Baskılara karşı hacker'lar, 31 aralık çarşamba - aralığın son günü- yunanistandaki anarşistlerle dayanışmak için uluslararası elektronik sivil itaatsizlik eylemi çağtısı yaptılar. Aralık, 15 yaşında bir anarşist olan Alexandros Grigoropoulos'un polis tarafından soğuk kanlılıkla öldürüldüğü ay.Aralık ayrıca mücadele verenler tarafından da sonsuza kadar hatırlanacak bir ay. Ölümünden dakikalar sonra binlerce yunanistanlı sokakları ele geçirdiler, dünyadaki binlerde öyle yaptılar. Liberal gruplar bile hükümetin geri çekilmesini talep ettiler. Sokaklar insanlar tarafından geri alındı, karakollar yakıldı, bankalar yıkık bomboş kutulara döndüler. Bütün bu zaman boyunca Yunanistan hükümeti, silahıyla, gaz bombasıyla ve medyasıyla insanlarla savaşıyor ve onları durdurmaya çalışıyorudu. Şimdi bizim onları durudurmamızın zamanı
Doğrudan Yunanistan Emniyeti'nin ve Başbakanlığı'nın resmi sayfalarına saldıracağız. Onlar doğrudan bu işten doğrudan sorumlular ve doğrudan karşılık verilecekler. Onların, sokaklarda olanlar ile ilgili yalanlarını, medyaya ulaştırmalarına daha fazla izin vermeyeceğiz. İster linkteki dosyayı şimdi yükleyin isterseniz yarın. Biz sitemizin kapatılması ihtimaline karşılık şimdi indirmenizi öneriyoruz.
İhtiyacınız olan dosyayı aşağıdaki mirrorlardan birinden indirebilirsiniz. Zaman geldiğinizde onu internet tarayıcınızla açın (örnek; Firefox, Safari, Internet Explorer)ve böylece onları durdurmamıza yardımcı olun. Baskı kuran ve bundan kar sağlayan kurumlara karşı yapılan bu eylem, gelecek bir kaç hafta için başka eylemlerle devam edecek bir serinin ilk parçası.
http://FileHost.JustFreeSpace.Com/601test.html
http://www.filefactory.com/file/a0081df/n/test_html
http://w19.easy-share.com/1903035989.html
http://www.usaupload.net/d/emm2u0uz3j1
http://freefilehosting.net/download/43d0h
http://rapidshare.de/files/41232831/test.html
TSitemizi görmek ve ECDing yapmaya başlamak için veya programı indirmek için:
http://www.stormpages.com/greeksolidarity/test.html
İsterseniz basitçe, www.primeminister.gr ve/veya www.astynomia.gr adreslerini açıp onları tazeleyebilirsiniz. Firefox'ta bunu yapan pek çok eklenti var. Araçlara ve oradan eklentilere girin ve arayın. Bu eklenti gelecek eylemlerde de işe yarayacak. (ör: www.primeminister.gr and www.astynomia.gr )
Binlerce Direniş Aralıklarına
çev:isyandan
25 Aralık 2008 Perşembe
Yunanistan ve Anarşi-Radyo Programı Kaydı
19 Aralık 2008 Cuma günü Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda Utku Usta'nın
konuk olduğu ve Yunanistan'daki olayları anarşizm ekseninden ele
aldığı Küresel Bakış programını aşağıdaki adresten indirebilirsiniz:
http://rapidshare.com/files/176012427/kuresel_bakis_utku_usta_trtradyo.mp3
konuk olduğu ve Yunanistan'daki olayları anarşizm ekseninden ele
aldığı Küresel Bakış programını aşağıdaki adresten indirebilirsiniz:
http://rapidshare.com/files/176012427/kuresel_bakis_utku_usta_trtradyo.mp3
Etiketler:
İsyandan Haberler,
Uluslarüstü Dayanışma,
Yazılar
24 Aralık 2008 Çarşamba
Yunanistan'daki Yoldaşlara, Uzaklardan, Çok Uzaklardan Dayanışma Bildirisi
Yunanistan'daki Yoldaşlara, Uzaklardan, Çok Uzaklardan Dayanışma Bildirisi
Gerçeğe dair tutkunun taşkınlığındaki bedenleri ayıran bir alan yoktur: onlar bireyselleştirmez. "Ne Korkunç bir şiddet" diyor burjuva basını, şunu yakmak, bunu yıkmak, kıymetli sokaklarınızı, otobüsleri, arabaları ve binalarınızı ateşe vermek, bu ne kaostur kaldırımlarınızdaki. Bu nasıl bir duman ki, herkes kör oldu; sağır edici çığlıklarınız bu son sağlıklı modanın toplumsal kumaşını yırtıp atıyor ve şehir felç oluyor! Hatta bazıları sizden hoşlanmışa ve bu yüzden tanımı gereği sizden endişe etmişe benziyor: yeter ki "sizler" yoldan çekilin ve it sürüsü, katliama olan tepkiyi sessiz bir katliamla bastırmanın tadını çıkartsın. Ama kaygılılar; nedir örneğin dolaysız amacınız? Başka bir deyişle, bu çılgın "gençlik" akıl sağlığı adına ne zaman duracak? Lütfen kendinizi onların gazetecilerina anlatın! Küresel burjuvazinin ve onların tıbbi hijyen devletlerinin nasıl da olağanüstü bir dayanışmasıdır bu! Katillerinin her birinin kendi katliam projelerini kovuşturması, acınası kaygılarının aralarında nasıl da bitmek tükenmez bir takas ve dolaşım sürecine dönüşüyor- yakın gelecekte takas edece ve dolaşıma sokacak bir şey bulamayacaklarına dair korkuları nedeniyle, bu daha da böyle.
Bedenlerimizi şeyleşmiş tekil burjuva imgesine dayanarak damgalayan bu "felçliliği", "körlüğü", "sağırlığı", "suçluluğu", "deliliği" biliriz: bize karşı aman da ne merhametli bir acıma duygusuyla dolu bu, tarihin en zavallı yaratığının imgesine dayanarak. Yoldaşlar, durmak yok! Biz sakatlar, bize dayatılan bu gündelik toplumsal hakikatı ifşa ettiğiniz için ve onun yerine yıkım aracılığıyla, müşterek'in bedenlerinden geçen tutku ve arzuların damgaladığı yeni bir hakikat yarattığınız için sizleri selamlıyoruz.
Burjuva çoktandır, sadece kendi imgesinde değil, kendi imgesi için de bir dünya kurdu; bu imge, bizi zahmet eder de içine alırsa, bizi kendi mükemmel bedeni denen şeyin demir kafesine sokmaya çalışıyor: İnsan Bedeni denen bu kurgusal canavar, eğer varsa tek gerçek canavardır, ve şimdi yanan otobüsler, arabalar, sokaklar ve binalara, sahip olduğu tek ve biricik kabul edilebilir aşırılığın, (şimdi, burjuvazinin bireyci-sikici bedenlerinin imgeleminin çok ötesindeki sizin kollektif bedenlerinizle karşılaştıklarında korkudan titreyen) ultra-canavar-robokop-katil-domuz sibernetik organizmasınn (sibernetik organizma sakatların gerçek zıddı) desteğiyle baştan beri damgasını vurmuştu.
Evet, para topala 20 bacak verebilir, eğer topal 19'unu kapitalist devlete verir ve tek bir tahta bacakla gösteri toplumuna kenarından katılırsa. Kendi yalanlarına hiçbir zaman gerçekten inanmamış olan burjuvazi, bu yalanları, -bizden zaten her zaman esirgenen bireysellik adına bize zavallıca bir sözde arzu atfederek - onlar için onaylamamızı istiyor. "Selam olsun, normalizasyonun rehabilitasyon kamplarına, sosyal hizmet çalışanlarına, mesleki terapistlere, dudak okumalarına, bacak askılarına, kulak protezlerine, askeri üretim protezlere! Ayağa kalkın, kar getiren tekerlekli sandalyeler, profesyonellerin öncülük ettiği ve bireysel bağımsızlık amacıyla kollektifliğin bölündüğü oturum destek gurupları, "sakatlığı" gizleyen yedek parçalar, "düzgün çiftleşme"yi sağlayacak takviye falluslar, enjektörler, kremler (ki, queer'ler kullanırsa tehlikelidir bunlar!), "özel eğitim", duvarlı ve duvarsız tımarhaneler, psikiyatrik, tıbbi ve sosyal entegrasyonun tüm aygıtları! Tabii, eğer ancak bütün bunlar işini düzgün yaptıkları, bize monadın patetik arzusunu, güç için, güç aracılığıyla kurulmuş ve güce ait uygar hukuk öznesini şırınga edebildikleri takdirde. (Aklın bu sözde temsilcilerinin bize bütün sunabildiğinin, "düzgünce" sıçan, işeyen, bir adım atmayı öğrenip boş konuşmalarını dinleyecek, yıkım manzaralarını izleyecek, 2'den 1'i çıkarabilecek bütünlüklü bir beden sözü olduğuna ve böylece bizim tutkumuzu söndürüp gerçek arzumuzun bu bokla takas edilebileceğine ikna olduklarına inanabiliyor musunuz? Ve bunlar bize aptal diyenler!).
Ama bizim de sizin de bildiğimiz gibi, kapitalist kurgular kendi inkarları için yapılır ve kendi içkin inkarlarıyla işlerini sürdürür. Bu patetik dünya bizden her gün, her saat, her saniye esirgendi. Biz dünyanın, insanlığın, insan biçiminin artıklarının milyonlarcasının devamlı maruz kaldığı (yaşayanın, ya da „doğurganlık teknolojisi"yle olan o „talihsiz hadiseden önce") katliamdan, soykırımdan, sterilizasyondan, dayaklardan, şoklardan, açlıktan, hapsetmeden, aşağılamadan, işsizlikten, evsizlikten, fakirlikten, bahsetmeye gerek var mı? Uygarlar (başka bir deyişle imparatorlar) bunların bazılarının düzeleceğini söylüyor. Ama biz bu üzgün figürlerin ikiyüzlü kutsal emellerini çok iyi biliyoruz: hepsi toptan başarısız narsistler olan burjuvanın tek istediği, bizleri normalizasyonun gölünde boğarak mastürbasyon yapmak.
Sizlere önerdiğimiz bir şey yok. Anlaşılmayı ("allah" korusun!) talep etmediğimiz kesin. Burjuvazinin dünya aynasının arkasında neler olup bittiğinin, tam da insan-formundan dışlanmamız sayesinde, sakatların normalleştirme kurumlarının duvarlarının ardında ve ötesinde sergilediği dayanışmanın, prostetik kardeşliğimizin ve neşeli mücadelelerimizin sizin yapmak üzere olduğunuz gibi bu ayna kırılıncaya değin herkese görünür olacağını beklemiyoruz. Sakat veya engelsiz beden gibi ümitsiz kategorilerin, müşterek'in hareketinde bir anlamı olmadığını düşünüyor ve Yunanistan sokaklarında sizinle beraber olan ya da onları her gün yok eden toplumsal mekanın bizzat yıkılışını evlerinden mutlulukla izleyen şanslı sakat yoldaşlarımız da dahil olmak üzere, hepinizi selamlıyoruz. Şimdilik buradaki sözlerimiz, ve her gün ettiğimiz küfür ve lanet sözcüklerimiz, sokaklara, kaldırımlara, basamaklara, binalara, arabalara, otobüslere, ofislere, hastanelere ve rehabilitasyon merkezlerine, havaya, sese, kokuya burjuva tarafından yaratılan sosyal alan normalizasyonunun her molekülüne, patriyarkal, heteronormatif ırkçın engelsizciliğin bizim yaşadığımız yerde ne yazık ki hala sağlam duran bu somut sembollerine haykırdığımız küfür ve lanetlerimiz, molotof kokteyllerinizi yakan birer kıvılcım olsun, atılan taşlarınıza güç olsun ve kalplerimizi o kolektif tutkunun her patlamasının yarattığı o güzel form için birleştirsin: İnsan-Olmayan.
Tartışma zamanı gelecek: bu dünya mide bulandırıcı gerçekliğini hepimizin üzerine mühürledi ve onu tikel yollardan aşarken toptan olumsuzlamak ve yerine yenisini sıfırdan yaratmak için birbirimizi dinleyeceğiz. Ama bunu bu dünyanın külleri üzerindeki kolektif dansımız sırasında yapacağız: kimimiz iki ayağı üzerinde, kimimiz tekerlekli sandalyede, kimimiz koltuk değneğiyle, kimimiz sessizce, titreyen bedenlerle... Ama nasıl da bir dans olacak bu, devrim müziği bedenlerin içine nüfuz edip, onların kıvrımlarını yeniden biçimlendirdiğinde -- bu düzende, ulus-devlet-sermayenin sınırlarıyla aynı işleve sahip kıvrımları...
kaynak : http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away
ceviri: anonim
Gerçeğe dair tutkunun taşkınlığındaki bedenleri ayıran bir alan yoktur: onlar bireyselleştirmez. "Ne Korkunç bir şiddet" diyor burjuva basını, şunu yakmak, bunu yıkmak, kıymetli sokaklarınızı, otobüsleri, arabaları ve binalarınızı ateşe vermek, bu ne kaostur kaldırımlarınızdaki. Bu nasıl bir duman ki, herkes kör oldu; sağır edici çığlıklarınız bu son sağlıklı modanın toplumsal kumaşını yırtıp atıyor ve şehir felç oluyor! Hatta bazıları sizden hoşlanmışa ve bu yüzden tanımı gereği sizden endişe etmişe benziyor: yeter ki "sizler" yoldan çekilin ve it sürüsü, katliama olan tepkiyi sessiz bir katliamla bastırmanın tadını çıkartsın. Ama kaygılılar; nedir örneğin dolaysız amacınız? Başka bir deyişle, bu çılgın "gençlik" akıl sağlığı adına ne zaman duracak? Lütfen kendinizi onların gazetecilerina anlatın! Küresel burjuvazinin ve onların tıbbi hijyen devletlerinin nasıl da olağanüstü bir dayanışmasıdır bu! Katillerinin her birinin kendi katliam projelerini kovuşturması, acınası kaygılarının aralarında nasıl da bitmek tükenmez bir takas ve dolaşım sürecine dönüşüyor- yakın gelecekte takas edece ve dolaşıma sokacak bir şey bulamayacaklarına dair korkuları nedeniyle, bu daha da böyle.
Bedenlerimizi şeyleşmiş tekil burjuva imgesine dayanarak damgalayan bu "felçliliği", "körlüğü", "sağırlığı", "suçluluğu", "deliliği" biliriz: bize karşı aman da ne merhametli bir acıma duygusuyla dolu bu, tarihin en zavallı yaratığının imgesine dayanarak. Yoldaşlar, durmak yok! Biz sakatlar, bize dayatılan bu gündelik toplumsal hakikatı ifşa ettiğiniz için ve onun yerine yıkım aracılığıyla, müşterek'in bedenlerinden geçen tutku ve arzuların damgaladığı yeni bir hakikat yarattığınız için sizleri selamlıyoruz.
Burjuva çoktandır, sadece kendi imgesinde değil, kendi imgesi için de bir dünya kurdu; bu imge, bizi zahmet eder de içine alırsa, bizi kendi mükemmel bedeni denen şeyin demir kafesine sokmaya çalışıyor: İnsan Bedeni denen bu kurgusal canavar, eğer varsa tek gerçek canavardır, ve şimdi yanan otobüsler, arabalar, sokaklar ve binalara, sahip olduğu tek ve biricik kabul edilebilir aşırılığın, (şimdi, burjuvazinin bireyci-sikici bedenlerinin imgeleminin çok ötesindeki sizin kollektif bedenlerinizle karşılaştıklarında korkudan titreyen) ultra-canavar-robokop-katil-domuz sibernetik organizmasınn (sibernetik organizma sakatların gerçek zıddı) desteğiyle baştan beri damgasını vurmuştu.
Evet, para topala 20 bacak verebilir, eğer topal 19'unu kapitalist devlete verir ve tek bir tahta bacakla gösteri toplumuna kenarından katılırsa. Kendi yalanlarına hiçbir zaman gerçekten inanmamış olan burjuvazi, bu yalanları, -bizden zaten her zaman esirgenen bireysellik adına bize zavallıca bir sözde arzu atfederek - onlar için onaylamamızı istiyor. "Selam olsun, normalizasyonun rehabilitasyon kamplarına, sosyal hizmet çalışanlarına, mesleki terapistlere, dudak okumalarına, bacak askılarına, kulak protezlerine, askeri üretim protezlere! Ayağa kalkın, kar getiren tekerlekli sandalyeler, profesyonellerin öncülük ettiği ve bireysel bağımsızlık amacıyla kollektifliğin bölündüğü oturum destek gurupları, "sakatlığı" gizleyen yedek parçalar, "düzgün çiftleşme"yi sağlayacak takviye falluslar, enjektörler, kremler (ki, queer'ler kullanırsa tehlikelidir bunlar!), "özel eğitim", duvarlı ve duvarsız tımarhaneler, psikiyatrik, tıbbi ve sosyal entegrasyonun tüm aygıtları! Tabii, eğer ancak bütün bunlar işini düzgün yaptıkları, bize monadın patetik arzusunu, güç için, güç aracılığıyla kurulmuş ve güce ait uygar hukuk öznesini şırınga edebildikleri takdirde. (Aklın bu sözde temsilcilerinin bize bütün sunabildiğinin, "düzgünce" sıçan, işeyen, bir adım atmayı öğrenip boş konuşmalarını dinleyecek, yıkım manzaralarını izleyecek, 2'den 1'i çıkarabilecek bütünlüklü bir beden sözü olduğuna ve böylece bizim tutkumuzu söndürüp gerçek arzumuzun bu bokla takas edilebileceğine ikna olduklarına inanabiliyor musunuz? Ve bunlar bize aptal diyenler!).
Ama bizim de sizin de bildiğimiz gibi, kapitalist kurgular kendi inkarları için yapılır ve kendi içkin inkarlarıyla işlerini sürdürür. Bu patetik dünya bizden her gün, her saat, her saniye esirgendi. Biz dünyanın, insanlığın, insan biçiminin artıklarının milyonlarcasının devamlı maruz kaldığı (yaşayanın, ya da „doğurganlık teknolojisi"yle olan o „talihsiz hadiseden önce") katliamdan, soykırımdan, sterilizasyondan, dayaklardan, şoklardan, açlıktan, hapsetmeden, aşağılamadan, işsizlikten, evsizlikten, fakirlikten, bahsetmeye gerek var mı? Uygarlar (başka bir deyişle imparatorlar) bunların bazılarının düzeleceğini söylüyor. Ama biz bu üzgün figürlerin ikiyüzlü kutsal emellerini çok iyi biliyoruz: hepsi toptan başarısız narsistler olan burjuvanın tek istediği, bizleri normalizasyonun gölünde boğarak mastürbasyon yapmak.
Sizlere önerdiğimiz bir şey yok. Anlaşılmayı ("allah" korusun!) talep etmediğimiz kesin. Burjuvazinin dünya aynasının arkasında neler olup bittiğinin, tam da insan-formundan dışlanmamız sayesinde, sakatların normalleştirme kurumlarının duvarlarının ardında ve ötesinde sergilediği dayanışmanın, prostetik kardeşliğimizin ve neşeli mücadelelerimizin sizin yapmak üzere olduğunuz gibi bu ayna kırılıncaya değin herkese görünür olacağını beklemiyoruz. Sakat veya engelsiz beden gibi ümitsiz kategorilerin, müşterek'in hareketinde bir anlamı olmadığını düşünüyor ve Yunanistan sokaklarında sizinle beraber olan ya da onları her gün yok eden toplumsal mekanın bizzat yıkılışını evlerinden mutlulukla izleyen şanslı sakat yoldaşlarımız da dahil olmak üzere, hepinizi selamlıyoruz. Şimdilik buradaki sözlerimiz, ve her gün ettiğimiz küfür ve lanet sözcüklerimiz, sokaklara, kaldırımlara, basamaklara, binalara, arabalara, otobüslere, ofislere, hastanelere ve rehabilitasyon merkezlerine, havaya, sese, kokuya burjuva tarafından yaratılan sosyal alan normalizasyonunun her molekülüne, patriyarkal, heteronormatif ırkçın engelsizciliğin bizim yaşadığımız yerde ne yazık ki hala sağlam duran bu somut sembollerine haykırdığımız küfür ve lanetlerimiz, molotof kokteyllerinizi yakan birer kıvılcım olsun, atılan taşlarınıza güç olsun ve kalplerimizi o kolektif tutkunun her patlamasının yarattığı o güzel form için birleştirsin: İnsan-Olmayan.
Tartışma zamanı gelecek: bu dünya mide bulandırıcı gerçekliğini hepimizin üzerine mühürledi ve onu tikel yollardan aşarken toptan olumsuzlamak ve yerine yenisini sıfırdan yaratmak için birbirimizi dinleyeceğiz. Ama bunu bu dünyanın külleri üzerindeki kolektif dansımız sırasında yapacağız: kimimiz iki ayağı üzerinde, kimimiz tekerlekli sandalyede, kimimiz koltuk değneğiyle, kimimiz sessizce, titreyen bedenlerle... Ama nasıl da bir dans olacak bu, devrim müziği bedenlerin içine nüfuz edip, onların kıvrımlarını yeniden biçimlendirdiğinde -- bu düzende, ulus-devlet-sermayenin sınırlarıyla aynı işleve sahip kıvrımları...
kaynak : http://www.occupiedlondon.org/blog/2008/12/17/statement-of-solidarity-with-the-comrades-in-greece-by-the-disabled-far-far-away
ceviri: anonim
Etiketler:
İsyandan Haberler,
Uluslarüstü Dayanışma,
Yazılar
22 Aralık 2008 Pazartesi
Bu tarih bizim değil ama bu isyan bizim
Bu isyanın başladığı günden bu yana üniversitelerde, liselerde,
mahallelerde, sokaklarda yoldaşlarımız afişler, yazılamalar,
stickerlarla karşı kıyıdaki yoldaşlarımızın isyanını ve yüreklerimizde
taşıdığımız dünyanın an ve an gelişen süreçlerini aktardılar.
Aldığımız maillerde Yunanyada ki anarşistlerle dayanışmak için Yunan
kapitalizminin simgesi bazı bankaların tahrip edildiğini de öğrendik.
Hemen yanı başımızda yükselen anarşist ses yaşadığımız coğrafyada da
yankılanacaktı . Derin bir nefes almış, bizim yüzyılımızın asıl şimdi
başladığını hissediyorduk.
Atina Politeknik Meclisi'nin 12 Aralık'ta aldığı ve duyurduğu küresel
ölçekte direniş eylemleri yapma çağrısı üzerine hazırlıklara giriştik.
Bu hafta başında bazı gruplar çağrıdan haberdar olduklarını, çağrıya
destek olmak istediklerini ve yapılacak eylemde bizle birlikte
olabileceklerini aktardılar. Ankara Anarşi İnisiyatifi'nin eylem
kurgusuna destek veren Dtcf Toplumsal Cinsiyet Karşıtı Platform,
kendi ortak pankartlarını hazırladı.
Liseliler, tüm kız ve erkek kardeşleri için, Alexis için 'seken
kurşun'larla katledilmenin yansılandığı bir sokak oyunu hazırladı.
20 Aralık cumartesi günü Yunanistan Büyükelçiliği'nin önündeydik.
Eylem alanına giderken iki tane belediye otobüsünü doldurduk.
Otobüslerden birinin şoförü her durakta sivil polislerce uyarıldı,
tehdit edildi. Otobüs güzergâhını değiştirdi. Ama gidişimizin
engellenmesine, Büyükelçilik ve Çankaya Köşkü önlerinde alınan
polisiye önlemlerin en abartılısına dahi hazırdık. Devlet sabotajını
atlatmak için iki durak daha erken inerek daha uzun bir yürüyüş
başlattık. Tam da beklediğimiz gibi yürüyüşün sonunda elçiliğe
yaklaştığımızda kapitalizmin bekçilerinin de panzerler ve otobüslerle
yerlerini aldıklarını gördük. " BÜTÜN DEVLETLER KATİLDİR ΟΛA TA KATH
EINAI ΔΟΛΟΦΟΝΟΙ " yazılı pankartımız ve bayraklarımızla bir süre
diğer otobüsteki arkadaşlarımızın gelmesini bekledikten sonra
elçiliğin önüne doğru yürüyüşe geçtik. Polis sık sık anarşistlerin
"bir takım" hazırlıklar içerisinde olduklarını belirterek elçiliğe
doğru yürüyüşü engellemeye çalıştı. Elçiliğe yaklaşarak basın
açıklamamızı sloganlar eşliğinde okuduk. Atılan sloganlar;
" Alexis'in bedeni, İsyanın alevi; Uğur'un bedeni, İsyanın alevi;
Engin'in bedeni; İsyan'ın alevi; Dilek'in bedeni, İsyanın alevi "
" Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz "
" Atina'da Düşene Dövüşene Bin Selam "
" İsyan Devrim Anarşi "
" Devlet Yaparsa Katliam Yapar "
" Bütün Devletler Katildir "
" Atina İsyan; Selanik İsyan, Komotini İsyan, Patras İsyan,
Aleksandropoli İsyan, Girit İsyan, Kıbrıs İsyan, İstanbul İsyan,
Ankara İsyan; Her Yer İsyan, Her Yer Anarşi "
Basın açıklamasının ardından liseliler hazırladıkları sokak oyununu
sergilediler. "Bütün devletler katildir; İsyaaaaan diyerek
bitirdikleri oyunlarının ardından anarşistler " size binlerce yıllık
öfkeyi ve öldürdüğünüz bütün kardeşlerimizin kanlarını getirdik"
diyerek elçiliğe içi kırmızı boya dolu ampulleri fırlattılar. Bu arada
öldürülmüş kardeşlerimizin kanını temsil eden kırmızı boyadan polis de
nasibini aldı.
Sık sık gerginliği yükselttiğimiz eylemde kapitalizmin bekçileri
müdahale etmekten geri durdular. Eylemimiz basın açıklamasının
ardından Kızılay'a doğru yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle devam
etti. Çevik kuvvetin eşlik ettiği bu yürüyüş boyunca meraklı birçok
insanın sorularıyla karşılaştık. Elçiliğin önünden geldiğimizi ve
yaşamlarımızın devlete ve katillerine değil bize ait olduğunu, bu
yürüyüşü devletin öldürdüğü her insan için sürdürdüğümüzü, o gün
dünyanın her yerinde sokakların Yunanistan'da polis tarafından
öldürülen kardeşimiz Alexis için eylemler yapıldığını anlatınca
insanların da desteğini topladık.
Yüksel Caddesi'ne geldiğimizde, İnsan Hakları Anıtı önünde Yunanistan
Büyükelçiliği önünde yapılan eylemi ve etkinliği anlatarak kalan son
boyalı ampulü de buradaki çevik kuvvet polislerine fırlatarak eylemi
sonlandırdık.
Gün boyunca 70 kişi olan anarşistler 20 Aralık Küresel Direniş Günü'nü
dünyanın bütün sokaklarında olduğu gibi Ankara'dan da selamladılar.
Affetmek ya da unutmak mı?
Hiçbir zaman…
Yaşasın Devrim Yaşasın Anarşi
Ankara Anarşi İnisiyatifi
________________________________________
mahallelerde, sokaklarda yoldaşlarımız afişler, yazılamalar,
stickerlarla karşı kıyıdaki yoldaşlarımızın isyanını ve yüreklerimizde
taşıdığımız dünyanın an ve an gelişen süreçlerini aktardılar.
Aldığımız maillerde Yunanyada ki anarşistlerle dayanışmak için Yunan
kapitalizminin simgesi bazı bankaların tahrip edildiğini de öğrendik.
Hemen yanı başımızda yükselen anarşist ses yaşadığımız coğrafyada da
yankılanacaktı . Derin bir nefes almış, bizim yüzyılımızın asıl şimdi
başladığını hissediyorduk.
Atina Politeknik Meclisi'nin 12 Aralık'ta aldığı ve duyurduğu küresel
ölçekte direniş eylemleri yapma çağrısı üzerine hazırlıklara giriştik.
Bu hafta başında bazı gruplar çağrıdan haberdar olduklarını, çağrıya
destek olmak istediklerini ve yapılacak eylemde bizle birlikte
olabileceklerini aktardılar. Ankara Anarşi İnisiyatifi'nin eylem
kurgusuna destek veren Dtcf Toplumsal Cinsiyet Karşıtı Platform,
Liseliler, tüm kız ve erkek kardeşleri için, Alexis için 'seken
kurşun'larla katledilmenin yansılandığı bir sokak oyunu hazırladı.
20 Aralık cumartesi günü Yunanistan Büyükelçiliği'nin önündeydik.
Eylem alanına giderken iki tane belediye otobüsünü doldurduk.
Otobüslerden birinin şoförü her durakta sivil polislerce uyarıldı,
tehdit edildi. Otobüs güzergâhını değiştirdi. Ama gidişimizin
engellenmesine, Büyükelçilik ve Çankaya Köşkü önlerinde alınan
polisiye önlemlerin en abartılısına dahi hazırdık. Devlet sabotajını
atlatmak için iki durak daha erken inerek daha uzun bir yürüyüş
başlattık. Tam da beklediğimiz gibi yürüyüşün sonunda elçiliğe
yaklaştığımızda kapitalizmin bekçilerinin de panzerler ve otobüslerle
yerlerini aldıklarını gördük. " BÜTÜN DEVLETLER KATİLDİR ΟΛA TA KATH
EINAI ΔΟΛΟΦΟΝΟΙ " yazılı pankartımız ve bayraklarımızla bir süre
diğer otobüsteki arkadaşlarımızın gelmesini bekledikten sonra
elçiliğin önüne doğru yürüyüşe geçtik. Polis sık sık anarşistlerin
"bir takım" hazırlıklar içerisinde olduklarını belirterek elçiliğe
doğru yürüyüşü engellemeye çalıştı. Elçiliğe yaklaşarak basın
açıklamamızı sloganlar eşliğinde okuduk. Atılan sloganlar;
" Alexis'in bedeni, İsyanın alevi; Uğur'un bedeni, İsyanın alevi;
Engin'in bedeni; İsyan'ın alevi; Dilek'in bedeni, İsyanın alevi "
" Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz "
" Atina'da Düşene Dövüşene Bin Selam "
" İsyan Devrim Anarşi "
" Devlet Yaparsa Katliam Yapar "
" Bütün Devletler Katildir "
" Atina İsyan; Selanik İsyan, Komotini İsyan, Patras İsyan,
Aleksandropoli İsyan, Girit İsyan, Kıbrıs İsyan, İstanbul İsyan,
Ankara İsyan; Her Yer İsyan, Her Yer Anarşi "
Basın açıklamasının ardından liseliler hazırladıkları sokak oyununu
sergilediler. "Bütün devletler katildir; İsyaaaaan diyerek
bitirdikleri oyunlarının ardından anarşistler " size binlerce yıllık
öfkeyi ve öldürdüğünüz bütün kardeşlerimizin kanlarını getirdik"
diyerek elçiliğe içi kırmızı boya dolu ampulleri fırlattılar. Bu arada
öldürülmüş kardeşlerimizin kanını temsil eden kırmızı boyadan polis de
nasibini aldı.
Sık sık gerginliği yükselttiğimiz eylemde kapitalizmin bekçileri
müdahale etmekten geri durdular. Eylemimiz basın açıklamasının
ardından Kızılay'a doğru yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle devam
etti. Çevik kuvvetin eşlik ettiği bu yürüyüş boyunca meraklı birçok
insanın sorularıyla karşılaştık. Elçiliğin önünden geldiğimizi ve
yaşamlarımızın devlete ve katillerine değil bize ait olduğunu, bu
yürüyüşü devletin öldürdüğü her insan için sürdürdüğümüzü, o gün
dünyanın her yerinde sokakların Yunanistan'da polis tarafından
öldürülen kardeşimiz Alexis için eylemler yapıldığını anlatınca
insanların da desteğini topladık.
Yüksel Caddesi'ne geldiğimizde, İnsan Hakları Anıtı önünde Yunanistan
Büyükelçiliği önünde yapılan eylemi ve etkinliği anlatarak kalan son
boyalı ampulü de buradaki çevik kuvvet polislerine fırlatarak eylemi
sonlandırdık.
Gün boyunca 70 kişi olan anarşistler 20 Aralık Küresel Direniş Günü'nü
dünyanın bütün sokaklarında olduğu gibi Ankara'dan da selamladılar.
Affetmek ya da unutmak mı?
Hiçbir zaman…
Yaşasın Devrim Yaşasın Anarşi
Ankara Anarşi İnisiyatifi
________________________________________
21 Aralık 2008 Pazar
AKA'nın Yunanistan'la Dayanışma Etkinlikleri
Yunanistan'daki isyandan gelen küresel dayanışma çağrısına tüm dünyada
olduğu gibi Ankara'da da destek verildi. Anarşi Kolektifi Ankara
sadece bir hareketlilik ve heyecan yaratan bir olaydan çok daha derin
okunması gereken bu isyanı, yüzyılın ilk isyanını sokaktaki insanlarla
konuşmak, ticari medyada çıkan haberlerin taraflılığından sıkılanlara
ilk elden haberler vermek için Yüksel Caddesi'nde saat 12 ile 15
arasında masa açtı. Masada isyandan.blogspot.org'da yer alan
haberlerden derlemelerin yanı sıra AKA tarafından hazırlanan 3 farklı
sticker yer aldı. Stickerlara özellikle gençlerin ilgisi büyüktü.
Bunun dışında saat 15'te yine Yüksel Caddesi'nde gerçekleşen basın
açıklamasının duyurusu dağıtılan bildirilerle yapıldı.
Saat 15'te ise yaklaşık 20 kişinin katılımıyla siyah bayraklar ve
dövizler eşliğinde bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada
Yunanistan'da başlayan isyanın getirdiği perspektifle Türkiye'ye
bakılması gerektiği belirtildi. Alexis'in polis tarafından
öldürülmesinin münferit bir olay olmadığı ifade edildikten sonra
"İktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun
şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep
cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda
"ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar,
yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem
karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar..."
denildi.
Açıklamada Türkiye'den güncel polis şiddeti örneklerinden bazılarına,
zaman geçse de unutulamayacak 19 Aralık operasyonuna ve anarşistlerin,
anti-otoriterlerin Türkiye'deki etkin mücadele alanlarından birisi
olan vicdani ret ile devlet/ordu/polis şiddeti arasındaki bağa da
değinildi.
Açıklamadan sonra "Bütün devletler katildir." , "İsyan, devrim,
anarşi", "Her yer isyan her yer anarşi" sloganları atıldı ve grup
dağıldı.
Okunan basın açıklaması metni :
Bugün buraya Yunanistan'da 6 aralık gecesi kendini bilmez bir polis
memurunun soğukkanlı bir biçimde öldürdüğü Alexis'i anmak ve 14.
gününe girmiş bulunan isyana destek olmak için geldik. Türkiye'nin
çeşitli yerlerinde olduğu gibi tüm dünyada da bugün Yunanistan'da
başlayan isyanla dayanışmak için anarşistler, anti-otoriterler ve
isyanın heyecan verdiği herkes sokaklarda. Devletlerin var olduğu her
yerde önemsiz sayılıp örselenenlerin de var olduğunu unutmadan
Türkiye'ye, yaşadığımız ülkeye ayrıca odaklanmamız gerekiyor.
Çünkü yaşadıklarımız karşısında Yunanistan kadar hızlı, doğrudan ve ne
söylediğini bilen bir şekilde tepki veremiyor oluşumuzdan
yararlananlar, kendilerine "besin" sağlayanlar var. Alexis
Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen tek insan değildi. Dünyanın
her yerinde iktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet,
polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla
yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin
hedefleri toplumda "ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda
yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler,
sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu
olmayanlar...
Ülkemizde polis üniforması öyle yüce bir semboldür ki üniformalı biri
gelip gözümüzün önünde bir kadını saçından sürükleye sürükleye alıp
götürse "Ne oluyor?" bile demeyiz. Polis üniformasını giyen kişi öyle
"üstün" bir varlığa dönüşüverir ki arkasından seslendiği üniformasız
kişi duruvermezse çıkarır belinden tabancasını, çekiverir tetiği.
Polis üniformasını giyen kişi nasıl giyinip nasıl yaşanacağını, nasıl
konuşup nasıl sevişileceğini, kimin yaşama hakkına sahip olduğunu
belirleme hakkını kendinde bulur, sırf kendi yaptığı bu belirlemeye
uymuyorlar diye yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli parayı
kazanmaya çalışan travesti ve transseksüellere nefretle saldırır.
Anayasasında "hukukun üstünlüğü ilkesini" benimsemiş olan devletin
hukuku da "genel ahlak" kisvesi altında polisini korur. Korur tabii
ya, polis olmasa cezaevinde tecrit ettiği insanlardan bile ödü
patlayan devlet huzura nasıl kavuşacak? Kankisi polis girer cezaevine
dağıtır, yıkar, öldürür, yakar; yeter ki devletçiği rahat uyusun
uykusunu.
Yunanistan'da bugün sokaklara dökülenlerin bir ayağı askeri darbe
karşıtı hareketlerdedir. Yunanistan askeri diktatörlük altında olduğu
için O ülkedeki darbe karşıtı hareket bugün doğrudan eylem
pratikleriyle sokaklara yaşam verenlerin içindedir. Bizde ise ordu
darbelerden güçlenerek çıkmışken, sosyal ve siyasi hareketler
cılızlaşıp hantallaştılar. Burada devletin zor araçlarını kullanarak
çok başarılı bir biçimde yürüttüğü sindirme politikalarının hakkını da
teslim etmek gerekir. O günden bugüne de toparlanamadık. Ordu devletle
ve daha tehlikelisi toplumla eşdeğer hale gelmeye başlarken bu
terazinin ayarını bozmaya yönelik en önemli girişim olan vicdani ret,
yine hukukun "üstat" ordunun yardımına yetişmesiyle 318 numaralı bir
kanun maddesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Vicdani retçiler
"öteki"ler arasına sokulurken vicdani ret hareketinin de
toplumsallaşma ve devletin baskı mekanizmalarının tümünü reddedişe
evrilme çabaları sekteye uğruyor.
Bu karamsar tablo bugüne kadar bizi harekete geçmekten alıkoymuş
olabilir. Ancak Yunanistan'lı kardeşlerimiz sokaklara getirdikleri
yaşamla bize de umut verdiler. Daha insancıl bir gelecek için sosyal
dönüşümün, tabi ki politik ve ekonomik sonuçlarıyla da beraber hala
anlamlı ve mümkün olduğuna işaret ettiler. Belki de daha da önemlisi
bunun sadece bir ihtimalden ibaret olmadığını, tam da şu an hemen
yanımızda gerçekleşen şey olduğunu gösterdiler. İnsanları öldürenin
her zaman otorite, güçsüzleri öldüreninse her zaman güçlüler olduğunu
unutmayalım. Türkiye'nin sokakları, caddeleri, vitrinleri de yaşama
kavuşmayı bekliyor. Başlangıç noktasını gösteren Yunanistan'lı
kardeşlerimizin ardına düşelim! Haydi!
Anarşi Kolektifi Ankara
[ ankanarsi@gmail.com ]
Metne ve fotoğraflara isyandan.blogspot.com'dan ulaşılabilir.
olduğu gibi Ankara'da da destek verildi. Anarşi Kolektifi Ankara
sadece bir hareketlilik ve heyecan yaratan bir olaydan çok daha derin
okunması gereken bu isyanı, yüzyılın ilk isyanını sokaktaki insanlarla
konuşmak, ticari medyada çıkan haberlerin taraflılığından sıkılanlara
ilk elden haberler vermek için Yüksel Caddesi'nde saat 12 ile 15
arasında masa açtı. Masada isyandan.blogspot.org'da yer alan
haberlerden derlemelerin yanı sıra AKA tarafından hazırlanan 3 farklı
sticker yer aldı. Stickerlara özellikle gençlerin ilgisi büyüktü.
Bunun dışında saat 15'te yine Yüksel Caddesi'nde gerçekleşen basın
açıklamasının duyurusu dağıtılan bildirilerle yapıldı.
Saat 15'te ise yaklaşık 20 kişinin katılımıyla siyah bayraklar ve
dövizler eşliğinde bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada
Yunanistan'da başlayan isyanın getirdiği perspektifle Türkiye'ye
bakılması gerektiği belirtildi. Alexis'in polis tarafından
öldürülmesinin münferit bir olay olmadığı ifade edildikten sonra
"İktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun
şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep
cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda
"ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar,
yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem
karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar..."
denildi.
Açıklamada Türkiye'den güncel polis şiddeti örneklerinden bazılarına,
zaman geçse de unutulamayacak 19 Aralık operasyonuna ve anarşistlerin,
anti-otoriterlerin Türkiye'deki etkin mücadele alanlarından birisi
olan vicdani ret ile devlet/ordu/polis şiddeti arasındaki bağa da
değinildi.
Açıklamadan sonra "Bütün devletler katildir." , "İsyan, devrim,
anarşi", "Her yer isyan her yer anarşi" sloganları atıldı ve grup
dağıldı.
Okunan basın açıklaması metni :
Bugün buraya Yunanistan'da 6 aralık gecesi kendini bilmez bir polis
memurunun soğukkanlı bir biçimde öldürdüğü Alexis'i anmak ve 14.
gününe girmiş bulunan isyana destek olmak için geldik. Türkiye'nin
çeşitli yerlerinde olduğu gibi tüm dünyada da bugün Yunanistan'da
başlayan isyanla dayanışmak için anarşistler, anti-otoriterler ve
isyanın heyecan verdiği herkes sokaklarda. Devletlerin var olduğu her
yerde önemsiz sayılıp örselenenlerin de var olduğunu unutmadan
Türkiye'ye, yaşadığımız ülkeye ayrıca odaklanmamız gerekiyor.
Çünkü yaşadıklarımız karşısında Yunanistan kadar hızlı, doğrudan ve ne
söylediğini bilen bir şekilde tepki veremiyor oluşumuzdan
yararlananlar, kendilerine "besin" sağlayanlar var. Alexis
Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen tek insan değildi. Dünyanın
her yerinde iktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet,
polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla
yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin
hedefleri toplumda "ötekileştirilmiş" gruplardır. Kadınlar, sokaklarda
yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler,
sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu
olmayanlar...
Ülkemizde polis üniforması öyle yüce bir semboldür ki üniformalı biri
gelip gözümüzün önünde bir kadını saçından sürükleye sürükleye alıp
götürse "Ne oluyor?" bile demeyiz. Polis üniformasını giyen kişi öyle
"üstün" bir varlığa dönüşüverir ki arkasından seslendiği üniformasız
kişi duruvermezse çıkarır belinden tabancasını, çekiverir tetiği.
Polis üniformasını giyen kişi nasıl giyinip nasıl yaşanacağını, nasıl
konuşup nasıl sevişileceğini, kimin yaşama hakkına sahip olduğunu
belirleme hakkını kendinde bulur, sırf kendi yaptığı bu belirlemeye
uymuyorlar diye yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli parayı
kazanmaya çalışan travesti ve transseksüellere nefretle saldırır.
Anayasasında "hukukun üstünlüğü ilkesini" benimsemiş olan devletin
hukuku da "genel ahlak" kisvesi altında polisini korur. Korur tabii
ya, polis olmasa cezaevinde tecrit ettiği insanlardan bile ödü
patlayan devlet huzura nasıl kavuşacak? Kankisi polis girer cezaevine
dağıtır, yıkar, öldürür, yakar; yeter ki devletçiği rahat uyusun
uykusunu.
Yunanistan'da bugün sokaklara dökülenlerin bir ayağı askeri darbe
karşıtı hareketlerdedir. Yunanistan askeri diktatörlük altında olduğu
için O ülkedeki darbe karşıtı hareket bugün doğrudan eylem
pratikleriyle sokaklara yaşam verenlerin içindedir. Bizde ise ordu
darbelerden güçlenerek çıkmışken, sosyal ve siyasi hareketler
cılızlaşıp hantallaştılar. Burada devletin zor araçlarını kullanarak
çok başarılı bir biçimde yürüttüğü sindirme politikalarının hakkını da
teslim etmek gerekir. O günden bugüne de toparlanamadık. Ordu devletle
ve daha tehlikelisi toplumla eşdeğer hale gelmeye başlarken bu
terazinin ayarını bozmaya yönelik en önemli girişim olan vicdani ret,
yine hukukun "üstat" ordunun yardımına yetişmesiyle 318 numaralı bir
kanun maddesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Vicdani retçiler
"öteki"ler arasına sokulurken vicdani ret hareketinin de
toplumsallaşma ve devletin baskı mekanizmalarının tümünü reddedişe
evrilme çabaları sekteye uğruyor.
Bu karamsar tablo bugüne kadar bizi harekete geçmekten alıkoymuş
olabilir. Ancak Yunanistan'lı kardeşlerimiz sokaklara getirdikleri
yaşamla bize de umut verdiler. Daha insancıl bir gelecek için sosyal
dönüşümün, tabi ki politik ve ekonomik sonuçlarıyla da beraber hala
anlamlı ve mümkün olduğuna işaret ettiler. Belki de daha da önemlisi
bunun sadece bir ihtimalden ibaret olmadığını, tam da şu an hemen
yanımızda gerçekleşen şey olduğunu gösterdiler. İnsanları öldürenin
her zaman otorite, güçsüzleri öldüreninse her zaman güçlüler olduğunu
unutmayalım. Türkiye'nin sokakları, caddeleri, vitrinleri de yaşama
kavuşmayı bekliyor. Başlangıç noktasını gösteren Yunanistan'lı
kardeşlerimizin ardına düşelim! Haydi!
Anarşi Kolektifi Ankara
[ ankanarsi@gmail.com ]
Metne ve fotoğraflara isyandan.blogspot.com'dan ulaşılabilir.
Meksika,Oaxaca: Yunanistan ve Alex ile Dayanışma Yürüyüşü
Oaxaca, Meksika (18.12.2008) - Anarko-punk gençler Yunanistan
ayaklanmasına katılan tüm yoldaşlarla dayanışmak amacıyla bir yürüyüş
gerçekleştirdiler. Yedi Bölgeler Çeşmesinden yola çıkan Dignidad
Rebelde Kolektifleri, Brigada Indigenas/94 ve Brenalokos meydana kadar
yürüdüler. Yol boyunca PRI partisinin kadın merkez bürosunun önünden
geçerken destek mesajlarını yazılamalarla gönderdiler. Daha sonra,
yürüyüş sırasında Federal Mahkemeler'den ve Dış İlişkiler Bürosunun
önünden geçerken de yazılamalar yapıldı. Yürüyüş Zocalo'daki meydanda
toplanan bir eylemle bitirildi.
Fotolar: http://www.indymedia.org.uk/en/2008/12/415688.html
Kaynak: UK Indymedia
Türkçesi: http://www.internationala.org/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=330
ayaklanmasına katılan tüm yoldaşlarla dayanışmak amacıyla bir yürüyüş
gerçekleştirdiler. Yedi Bölgeler Çeşmesinden yola çıkan Dignidad
Rebelde Kolektifleri, Brigada Indigenas/94 ve Brenalokos meydana kadar
yürüdüler. Yol boyunca PRI partisinin kadın merkez bürosunun önünden
geçerken destek mesajlarını yazılamalarla gönderdiler. Daha sonra,
yürüyüş sırasında Federal Mahkemeler'den ve Dış İlişkiler Bürosunun
önünden geçerken de yazılamalar yapıldı. Yürüyüş Zocalo'daki meydanda
toplanan bir eylemle bitirildi.
Fotolar: http://www.indymedia.org.uk/en/2008/12/415688.html
Kaynak: UK Indymedia
Türkçesi: http://www.internationala.org/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=330
20 Aralık-İstanbul'da Okunan Basın Açıklaması Metni
YUNANİSTAN İSYAN ÖZGÜRLÜK
Yunanistan'da binlerce insan günlerdir sokakları, okulları, belediye ve kamu binalarını, televizyonları işgal ediyor;
Kapitalizmin, devletin ve otoritenin tüm sembollerine saldırıyor.
Herkes bu kavramı farklı bir şekilde anlasa da bunun bir isyan olduğu kabul ediliyor.
Evet, bu bir isyandır;
Üstelik sadece Alexis'in öldürülmesine değil, polis ve devlet terörünün her türüne bir isyandır.
Uluslararası şirketlerin, sermayenin hayatlarımızı soktuğu cendereye isyan.
Ücretli-ücretsiz köleler haline getirilmemize isyan.
Gözleri kamaştırılmış tüketim köleleri haline getirilmemize isyan.
Savaş tüccarlarının ve orduların dünyayı bir talan yerine çevirmelerine isyan.
Yaşadığı gezegeni yok oluşa sürükleyenlere isyan.
Paranın ve mülkiyetin yarattığı adaletsizliğe isyan.
İtaatten başka bir şey öğretmeyen eğitim-öğretim kışlalarına isyan.
İkiyüzlü ahlaka dayalı aile kurumuna isyan.
Bizi kadın ve erkek olarak kodlayan, cinsel yönelimlerimizle bizi yargılayıp öldüren ataerkiye isyan.
Yaşamlarımızı zulüm, işkence ve infazlarıyla karartan militer- paramiliter güçlere isyan.
Temsili ya da militarist demokrasi kandırmacasına karşı, doğrudan demokrasi isyanı.
Kendisine saygısı olan özgür insanın ayağa kalkışı ve özgürlüğün önündeki engelleri yıkmaya başlamasıdır Yunanistan'da olan ve başka yerlere de sıçramaya başlayan.
Efendiler bilsinler ki, Alexis'in göğsüne giren kurşunlar bizim de kalbimizi yaralamıştır.
bu yarayı da ancak Yunanistan'dan bütün dünyaya yayılmaya başlayan isyan iyileştirir.
Gözlerimize iyi bakın, efendiler, o isyanın ateşi şimdi bu dilsiz haykıran gözlerde parlamaktadır.
Bu gözler Maraş’ı gördü, Sivas’ı ve Çorum’u gördü,
Bu gözler Dersim’de yakılan ormanları, boşaltılan köyleri,
Küçücük bedeni kurşunla doldurulan Uğur Kaymaz’ı gördü
Bu gözler idam sehpası için yaşları büyütülen gencecik fidanları gördü
Bu gözler Eryaman’da öldürülen travestiyi,
Sahtesi de gerçeği de tecavüzcü olan polisi gördü.
Bu gözler buzdolaplarına kapattığınız selpakçı veletleri,
Dur ihtarına uymadığı için kafasından bir kurşunla yere serilen genci,
Gözaltında döve döve öldürdüğünüz devrimciyi gördü.
Bu gözler 19 Aralık’ta paramparça edilen ve yakılan tutsak bedenleri gördü.
Tuzla tersanelerinde ölüme terk edilen işçileri
Her gün açlıktan ölüme terk edilen işsizleri gördü.
Bu gözler tüm katillerimizi, cellâtlarımızı, işkencecilerimizi gördü
Bu gözler tüm faili meçhullerin faillerini, sizleri gördü efendiler.
Gözümüz üstünüzde efendiler,
Gözümüzdeki parıltı bir yangına kıvılcım olabilir
UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ!
Yunanistan'da binlerce insan günlerdir sokakları, okulları, belediye ve kamu binalarını, televizyonları işgal ediyor;
Kapitalizmin, devletin ve otoritenin tüm sembollerine saldırıyor.
Herkes bu kavramı farklı bir şekilde anlasa da bunun bir isyan olduğu kabul ediliyor.
Evet, bu bir isyandır;
Üstelik sadece Alexis'in öldürülmesine değil, polis ve devlet terörünün her türüne bir isyandır.
Uluslararası şirketlerin, sermayenin hayatlarımızı soktuğu cendereye isyan.
Ücretli-ücretsiz köleler haline getirilmemize isyan.
Gözleri kamaştırılmış tüketim köleleri haline getirilmemize isyan.
Savaş tüccarlarının ve orduların dünyayı bir talan yerine çevirmelerine isyan.
Yaşadığı gezegeni yok oluşa sürükleyenlere isyan.
Paranın ve mülkiyetin yarattığı adaletsizliğe isyan.
İtaatten başka bir şey öğretmeyen eğitim-öğretim kışlalarına isyan.
İkiyüzlü ahlaka dayalı aile kurumuna isyan.
Bizi kadın ve erkek olarak kodlayan, cinsel yönelimlerimizle bizi yargılayıp öldüren ataerkiye isyan.
Yaşamlarımızı zulüm, işkence ve infazlarıyla karartan militer- paramiliter güçlere isyan.
Temsili ya da militarist demokrasi kandırmacasına karşı, doğrudan demokrasi isyanı.
Kendisine saygısı olan özgür insanın ayağa kalkışı ve özgürlüğün önündeki engelleri yıkmaya başlamasıdır Yunanistan'da olan ve başka yerlere de sıçramaya başlayan.
Efendiler bilsinler ki, Alexis'in göğsüne giren kurşunlar bizim de kalbimizi yaralamıştır.
bu yarayı da ancak Yunanistan'dan bütün dünyaya yayılmaya başlayan isyan iyileştirir.
Gözlerimize iyi bakın, efendiler, o isyanın ateşi şimdi bu dilsiz haykıran gözlerde parlamaktadır.
Bu gözler Maraş’ı gördü, Sivas’ı ve Çorum’u gördü,
Bu gözler Dersim’de yakılan ormanları, boşaltılan köyleri,
Küçücük bedeni kurşunla doldurulan Uğur Kaymaz’ı gördü
Bu gözler idam sehpası için yaşları büyütülen gencecik fidanları gördü
Bu gözler Eryaman’da öldürülen travestiyi,
Sahtesi de gerçeği de tecavüzcü olan polisi gördü.
Bu gözler buzdolaplarına kapattığınız selpakçı veletleri,
Dur ihtarına uymadığı için kafasından bir kurşunla yere serilen genci,
Gözaltında döve döve öldürdüğünüz devrimciyi gördü.
Bu gözler 19 Aralık’ta paramparça edilen ve yakılan tutsak bedenleri gördü.
Tuzla tersanelerinde ölüme terk edilen işçileri
Her gün açlıktan ölüme terk edilen işsizleri gördü.
Bu gözler tüm katillerimizi, cellâtlarımızı, işkencecilerimizi gördü
Bu gözler tüm faili meçhullerin faillerini, sizleri gördü efendiler.
Gözümüz üstünüzde efendiler,
Gözümüzdeki parıltı bir yangına kıvılcım olabilir
UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ!
18 Aralık Yunanistanla Dayanışma Eylemi-İstanbul
Yunanistan'la dayanışma amacıyla, dün saat 19.00 da Galatasaray
Meydanı'nda toplanan kara-kızıl bayraklı anarşistler ve çeşitli
kurumlar "Türkiye'de, Yunanistan'da, her yerde kapitalist devlet
öldürüyor! İsyan her yerde" pankartı açarak Yunan Konsolosluğu' na
doğru yürüyüşe geçti.
Çeşitli dövizlerin yanı sıra Yunanca "Hepimiz Alex'iz" dövizleri
taşıyan kitle, sık sık "Hepimiz Alex"iz, hepimiz Uğur Kaymaz'ız",
"Atina'da düşene, dövüşene bin selam", "Atina'da direniş, Amed'de
serhildan kazanacak" ve "İsyan Devrim Anarşi" sloganları attı. Yürüyüş
sırasında alkışlarla destek veren halkın bir kısmı da eyleme katıldı.
Yunanistan konsolosluğu yakınında barikat kuran polise tepki gösteren
kitle, "Polis bize kimliğini göster" sloganını attı.
Kurumlar adına Levent Dölek bir açıklama yaptı. Yunanistanda
direnişçilerin Nazım Hikmet'in dizeleriyle eylem çağrısı yaptıklarını
hatırlatan Dölek, "Bizler burada, Yunanistan'da genel grev yapan
işçiler ve ayağa kalkan gençlerle tam bir dayanışma içinde olduğumuzu
ve mücadelelerini sahiplendiğimizi göstermek için bulunuyoruz" dedi.
a-infos'tan alınmıştır.
Meydanı'nda toplanan kara-kızıl bayraklı anarşistler ve çeşitli
kurumlar "Türkiye'de, Yunanistan'da, her yerde kapitalist devlet
öldürüyor! İsyan her yerde" pankartı açarak Yunan Konsolosluğu' na
doğru yürüyüşe geçti.
Çeşitli dövizlerin yanı sıra Yunanca "Hepimiz Alex'iz" dövizleri
taşıyan kitle, sık sık "Hepimiz Alex"iz, hepimiz Uğur Kaymaz'ız",
"Atina'da düşene, dövüşene bin selam", "Atina'da direniş, Amed'de
serhildan kazanacak" ve "İsyan Devrim Anarşi" sloganları attı. Yürüyüş
sırasında alkışlarla destek veren halkın bir kısmı da eyleme katıldı.
Yunanistan konsolosluğu yakınında barikat kuran polise tepki gösteren
kitle, "Polis bize kimliğini göster" sloganını attı.
Kurumlar adına Levent Dölek bir açıklama yaptı. Yunanistanda
direnişçilerin Nazım Hikmet'in dizeleriyle eylem çağrısı yaptıklarını
hatırlatan Dölek, "Bizler burada, Yunanistan'da genel grev yapan
işçiler ve ayağa kalkan gençlerle tam bir dayanışma içinde olduğumuzu
ve mücadelelerini sahiplendiğimizi göstermek için bulunuyoruz" dedi.
a-infos'tan alınmıştır.
Zürih'te Dayanışma Eylemi
bugun Zurich te miting yapildi. Yuruyuse katilan cesitli anarsist
gruplar pankart acarak yunanistan konsolosluguna dogru yuruyus
yapildi, konsolosluga kadar polis gozukmedi. Konsoloslugun onune
polisler onlem almislardi. .Anacaddeden ve sokaklardan gelen polis
otolari siren calmadan yaklastilar. Polis yardimi gelinceye kadar
pankartlar konsoloslugun demirlerine asildi ,duvarlara sloganlar
yazildi.Eylem bitiminde polisler yollarda ust aramasi yapip 4 kisiyi
gozaltina aldi
Doscakalin
karakok Otonomu turkiye/isvicre
gruplar pankart acarak yunanistan konsolosluguna dogru yuruyus
yapildi, konsolosluga kadar polis gozukmedi. Konsoloslugun onune
polisler onlem almislardi. .Anacaddeden ve sokaklardan gelen polis
otolari siren calmadan yaklastilar. Polis yardimi gelinceye kadar
pankartlar konsoloslugun demirlerine asildi ,duvarlara sloganlar
yazildi.Eylem bitiminde polisler yollarda ust aramasi yapip 4 kisiyi
gozaltina aldi
Doscakalin
karakok Otonomu turkiye/isvicre
AKA'nin 20 Aralik Dayanisma Eyleminde Yaptığı Basın Açıklaması Metni
Bugün buraya Yunanistan'da 6 aralık gecesi kendini bilmez bir polis memurunun soğukkanlı bir biçimde öldürdüğü Alexis'i anmak ve 14. gününe girmiş bulunan isyana destek olmak için geldik. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde olduğu gibi tüm dünyada da bugün Yunanistan'da başlayan isyanla dayanışmak için anarşistler, anti-otoriterler ve isyanın heyecan verdiği herkes sokaklarda. Devletlerin var olduğu her yerde önemsiz sayılıp örselenenlerin de var olduğunu unutmadan Türkiye'ye, yaşadığımız ülkeye ayrıca odaklanmamız gerekiyor. Çünkü yaşadıklarımız karşısında Yunanistan kadar hızlı, doğrudan ve ne söylediğini bilen bir şekilde tepki veremiyor oluşumuzdan yararlananlar, kendilerine “besin” sağlayanlar var.
Alexis Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen tek insan değildi. Dünyanın her yerinde iktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda “ötekileştirilmiş” gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar...
Ülkemizde polis üniforması öyle yüce bir semboldür ki üniformalı biri gelip gözümüzün önünde bir kadını saçından sürükleye sürükleye alıp götürse “Ne oluyor?” bile demeyiz. Polis üniformasını giyen kişi öyle “üstün” bir varlığa dönüşüverir ki arkasından seslendiği üniformasız kişi duruvermezse çıkarır belinden tabancasını, çekiverir tetiği. Polis üniformasını giyen kişi nasıl giyinip nasıl yaşanacağını, nasıl konuşup nasıl sevişileceğini, kimin yaşama hakkına sahip olduğunu belirleme hakkını kendinde bulur, sırf kendi yaptığı bu belirlemeye uymuyorlar diye yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli parayı kazanmaya çalışan travesti ve transseksüellere nefretle saldırır. Anayasasında “hukukun üstünlüğü ilkesini” benimsemiş olan devletin hukuku da “genel ahlak” kisvesi altında polisini korur. Korur tabii ya, polis olmasa cezaevinde tecrit ettiği insanlardan bile ödü patlayan devlet huzura nasıl kavuşacak? Kankisi polis girer cezaevine dağıtır, yıkar, öldürür, yakar; yeter ki devletçiği rahat uyusun uykusunu.
Yunanistan'da bugün sokaklara dökülenlerin bir ayağı askeri darbe karşıtı hareketlerdedir. Yunanistan askeri diktatörlük altında olduğu için O ülkedeki darbe karşıtı hareket bugün doğrudan eylem pratikleriyle sokaklara yaşam verenlerin içindedir. Bizde ise ordu darbelerden güçlenerek çıkmışken, sosyal ve siyasi hareketler cılızlaşıp hantallaştılar. Burada devletin zor araçlarını kullanarak çok başarılı bir biçimde yürüttüğü sindirme politikalarının hakkını da teslim etmek gerekir. O günden bugüne de toparlanamadık. Ordu devletle ve daha tehlikelisi toplumla eşdeğer hale gelmeye başlarken bu terazinin ayarını bozmaya yönelik en önemli girişim olan vicdani ret, yine hukukun “üstat” ordunun yardımına yetişmesiyle 318 numaralı bir kanun maddesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Vicdani retçiler “öteki”ler arasına sokulurken vicdani ret hareketinin de toplumsallaşma ve devletin baskı mekanizmalarının tümünü reddedişe evrilme çabaları sekteye uğruyor.
Bu karamsar tablo bugüne kadar bizi harekete geçmekten alıkoymuş olabilir. Ancak Yunanistan'lı kardeşlerimiz sokaklara getirdikleri yaşamla bize de umut verdiler. Daha insancıl bir gelecek için sosyal dönüşümün, tabi ki politik ve ekonomik sonuçlarıyla da beraber hala anlamlı ve mümkün olduğuna işaret ettiler. Belki de daha da önemlisi bunun sadece bir ihtimalden ibaret olmadığını, tam da şu an hemen yanımızda gerçekleşen şey olduğunu gösterdiler. İnsanları öldürenin her zaman otorite, güçsüzleri öldüreninse her zaman güçlüler olduğunu unutmayalım. Türkiye'nin sokakları, caddeleri, vitrinleri de yaşama kavuşmayı bekliyor. Başlangıç noktasını gösteren Yunanistan'lı kardeşlerimizin ardına düşelim! Haydi!
Anarşi Kolektifi Ankara
Alexis Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen tek insan değildi. Dünyanın her yerinde iktidarın eşitsiz dağılımının en somut ifadesi devlet, polis ve onun şiddeti olarak kendini gösterir. Bu şiddet asla yargılanmayan hep cezasız kalan bir şiddettir. Polis şiddetinin hedefleri toplumda “ötekileştirilmiş” gruplardır. Kadınlar, sokaklarda yaşayanlar, yoksullar, işçiler, işsizler, eşcinseller, travestiler, sistem karşıtları, egemen dinin ya da etnisitenin mensubu olmayanlar...
Ülkemizde polis üniforması öyle yüce bir semboldür ki üniformalı biri gelip gözümüzün önünde bir kadını saçından sürükleye sürükleye alıp götürse “Ne oluyor?” bile demeyiz. Polis üniformasını giyen kişi öyle “üstün” bir varlığa dönüşüverir ki arkasından seslendiği üniformasız kişi duruvermezse çıkarır belinden tabancasını, çekiverir tetiği. Polis üniformasını giyen kişi nasıl giyinip nasıl yaşanacağını, nasıl konuşup nasıl sevişileceğini, kimin yaşama hakkına sahip olduğunu belirleme hakkını kendinde bulur, sırf kendi yaptığı bu belirlemeye uymuyorlar diye yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli parayı kazanmaya çalışan travesti ve transseksüellere nefretle saldırır. Anayasasında “hukukun üstünlüğü ilkesini” benimsemiş olan devletin hukuku da “genel ahlak” kisvesi altında polisini korur. Korur tabii ya, polis olmasa cezaevinde tecrit ettiği insanlardan bile ödü patlayan devlet huzura nasıl kavuşacak? Kankisi polis girer cezaevine dağıtır, yıkar, öldürür, yakar; yeter ki devletçiği rahat uyusun uykusunu.
Yunanistan'da bugün sokaklara dökülenlerin bir ayağı askeri darbe karşıtı hareketlerdedir. Yunanistan askeri diktatörlük altında olduğu için O ülkedeki darbe karşıtı hareket bugün doğrudan eylem pratikleriyle sokaklara yaşam verenlerin içindedir. Bizde ise ordu darbelerden güçlenerek çıkmışken, sosyal ve siyasi hareketler cılızlaşıp hantallaştılar. Burada devletin zor araçlarını kullanarak çok başarılı bir biçimde yürüttüğü sindirme politikalarının hakkını da teslim etmek gerekir. O günden bugüne de toparlanamadık. Ordu devletle ve daha tehlikelisi toplumla eşdeğer hale gelmeye başlarken bu terazinin ayarını bozmaya yönelik en önemli girişim olan vicdani ret, yine hukukun “üstat” ordunun yardımına yetişmesiyle 318 numaralı bir kanun maddesi tarafından engellenmeye çalışılıyor. Vicdani retçiler “öteki”ler arasına sokulurken vicdani ret hareketinin de toplumsallaşma ve devletin baskı mekanizmalarının tümünü reddedişe evrilme çabaları sekteye uğruyor.
Bu karamsar tablo bugüne kadar bizi harekete geçmekten alıkoymuş olabilir. Ancak Yunanistan'lı kardeşlerimiz sokaklara getirdikleri yaşamla bize de umut verdiler. Daha insancıl bir gelecek için sosyal dönüşümün, tabi ki politik ve ekonomik sonuçlarıyla da beraber hala anlamlı ve mümkün olduğuna işaret ettiler. Belki de daha da önemlisi bunun sadece bir ihtimalden ibaret olmadığını, tam da şu an hemen yanımızda gerçekleşen şey olduğunu gösterdiler. İnsanları öldürenin her zaman otorite, güçsüzleri öldüreninse her zaman güçlüler olduğunu unutmayalım. Türkiye'nin sokakları, caddeleri, vitrinleri de yaşama kavuşmayı bekliyor. Başlangıç noktasını gösteren Yunanistan'lı kardeşlerimizin ardına düşelim! Haydi!
Anarşi Kolektifi Ankara
19 Aralık 2008 Cuma
Yunanistanla Dayanışmak İçin Mormon Kilisesine Eşcinsel Saldırı
Olympia, ABD (16.12.2008) - Dün kar kaplı olimpia’yada gizlice dolaşarak mükemmel bir gece yaşadık. Mormon kilisesi yobazlarına bir ziyarette daha bulunduk. Binanın etrafına özellikle “ cinsel istek günah değildir”, “lütfen kimi nasıl sevmek istiyorsan öyle sev” “ seks eğlencelidir! Utanılacak birşey değildir.” “eşcinsel ve trans başkaldırı” olmak üzere birçok yazılama yapıldı. Ayrıca onlara yeterince büyük bir sürpriz bıraktık, birkaç gün içerisinde bildirirler.
Mormonlar gibi vahşi bir çetenin kutsal yerlerini özellikle de erken bir Pazar sabahı kar taneleri sokak ışıklarında parlarken mahvetmek mükemmeldi. Tükenmiş ahlak ve utanma telkinleriyle cemaatlerinin cinsel arzularını bastırmak konusunda son derece aktifler. Umarız birkaç kişi homoseksüelliğin aşk eylemlerini okur ve diğerlerine önerir.
Artık mormonların biz eşcinsel ve translara davranışlarından artık bıktık. Bize bir çeşit belaymışız gibi davranıyorlar ve yayılmamızı engellemeye çalışıyorlar. Bu bela aslında insan olmak kadar doğalken bizi engelleyemezsiniz. Arzuluyuz, özgürüz, dürtülere ve olabilirliklere göre davranıyoruz, şehvetliyiz, tabuları, beklenenleri, angaryalari yıkıyoruz, kulak memenizi dişleyenler, ormandaki seks veya yıldızlar altındaki buseyiz. Biz seksi, seksi anarşistleriz.
Dünyanın heryerinde insanlar ümitsiz sevgililerinden kaçıyorlar, can sıkıcı yaşantılarını reddediyorlar, acı dolu bu sisteme saldırmayı seçiyorlar. Bunun daha büyük ve daha çok eyleme çağrı olmasını sağlayın. Onların dünyalarında kalmak için hiçbirşey istemiyoruz. Biz herşeyin mümkün ve serbest olduğu kendi dünyamızı kendimiz yaratmak istiyoruz.
Bu eylemi haklarında birçok şey duyduğumuz seksi Yunan isyancılarıyla dayanışmak için yaptık. Lanet olsun(Damn), o çocuklar bizi nasıl tahrik edeceklerini biliyorlar, o soğuk kış gecelerinde bütün sıcaklıklarıyla bizi elde ettiler. Umarız o birkaç Yunan’ı etkileriz, yün şapkalarımızla ve ... anladınız işte...
Daha fazla saldırı gelecek...
Bir Bash Back yeraltı hücresi
Kaynak: Anarchistnews.org
turkce kaynak : http://www.internationala.org/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=334
Mormonlar gibi vahşi bir çetenin kutsal yerlerini özellikle de erken bir Pazar sabahı kar taneleri sokak ışıklarında parlarken mahvetmek mükemmeldi. Tükenmiş ahlak ve utanma telkinleriyle cemaatlerinin cinsel arzularını bastırmak konusunda son derece aktifler. Umarız birkaç kişi homoseksüelliğin aşk eylemlerini okur ve diğerlerine önerir.
Artık mormonların biz eşcinsel ve translara davranışlarından artık bıktık. Bize bir çeşit belaymışız gibi davranıyorlar ve yayılmamızı engellemeye çalışıyorlar. Bu bela aslında insan olmak kadar doğalken bizi engelleyemezsiniz. Arzuluyuz, özgürüz, dürtülere ve olabilirliklere göre davranıyoruz, şehvetliyiz, tabuları, beklenenleri, angaryalari yıkıyoruz, kulak memenizi dişleyenler, ormandaki seks veya yıldızlar altındaki buseyiz. Biz seksi, seksi anarşistleriz.
Dünyanın heryerinde insanlar ümitsiz sevgililerinden kaçıyorlar, can sıkıcı yaşantılarını reddediyorlar, acı dolu bu sisteme saldırmayı seçiyorlar. Bunun daha büyük ve daha çok eyleme çağrı olmasını sağlayın. Onların dünyalarında kalmak için hiçbirşey istemiyoruz. Biz herşeyin mümkün ve serbest olduğu kendi dünyamızı kendimiz yaratmak istiyoruz.
Bu eylemi haklarında birçok şey duyduğumuz seksi Yunan isyancılarıyla dayanışmak için yaptık. Lanet olsun(Damn), o çocuklar bizi nasıl tahrik edeceklerini biliyorlar, o soğuk kış gecelerinde bütün sıcaklıklarıyla bizi elde ettiler. Umarız o birkaç Yunan’ı etkileriz, yün şapkalarımızla ve ... anladınız işte...
Daha fazla saldırı gelecek...
Bir Bash Back yeraltı hücresi
Kaynak: Anarchistnews.org
turkce kaynak : http://www.internationala.org/index.php?ind=news&op=news_show_single&ide=334
18 Aralık 2008 Perşembe
20 Aralıkta tüm anarşistler sokağa!
Dayanışmaya dair bir not
"Duydunuz mu, Moskova'da bir dayanışma eylemi oldu" . Ve Paris'te ve Berlin'de, Mexico City'de, Oaxaca'da, Londra'da, Amsterdam'da, Kopenag'da, New York'da (en son burada ne zaman bir üniversite işgal edilmişti?) ve Montreal'de. Ve gerçekten, yüzlerce başka şehirde. İlk günlerde bir yerlede olan bütün dayanışma eylemlerini bir araya getirmeye çalışıyorduk, sonraki günlerde gördük ki bu imkansızdı. Dünyanın her yerinde yüzlerce eylem oldu ve binlerce insan sokaklara döküldü. Bu inanılmaz bir şey ve bizim için ne kadar önemli olduğunu bilemezsiniz. Bizim kavgamız evrensel. Aralığın 20'sinde, uluslararası dayanışma gününde, onlara, Yunanistan'da başlattığımız şeyi gösterelim: Buraya kadar olanların, sadece bir başlangıç olduğunu".
kaynak: http://www.occupiedlondon.org/
"Duydunuz mu, Moskova'da bir dayanışma eylemi oldu" . Ve Paris'te ve Berlin'de, Mexico City'de, Oaxaca'da, Londra'da, Amsterdam'da, Kopenag'da, New York'da (en son burada ne zaman bir üniversite işgal edilmişti?) ve Montreal'de. Ve gerçekten, yüzlerce başka şehirde. İlk günlerde bir yerlede olan bütün dayanışma eylemlerini bir araya getirmeye çalışıyorduk, sonraki günlerde gördük ki bu imkansızdı. Dünyanın her yerinde yüzlerce eylem oldu ve binlerce insan sokaklara döküldü. Bu inanılmaz bir şey ve bizim için ne kadar önemli olduğunu bilemezsiniz. Bizim kavgamız evrensel. Aralığın 20'sinde, uluslararası dayanışma gününde, onlara, Yunanistan'da başlattığımız şeyi gösterelim: Buraya kadar olanların, sadece bir başlangıç olduğunu".
kaynak: http://www.occupiedlondon.org/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









